Birleşmiş Milletler, 1994 yılında yayımladığı İnsani Gelişme Raporuyla, uluslararası arenada güvenlik anlayışında köklü bir değişimi tetiklemiş ve güvenliğin ana odağı olarak bireyi ön plana çıkarmıştır. Bireyin uluslararası alanda öne çıkmasıyla devletlerin başarısına yönelik pek çok yeni standardı da beraberinde getirmiştir. Bu standartlar, devletlerin iç ve dış egemenlik haklarını etkileyerek devlet olma başarısında karar alıcı rol üstlenmektedir. Bu çalışma, standartlaştırma nedir, uluslararası standartlar her devlette aynı etkiyi gösterir mi, devletlerin başarı endekslerinin tekelleşmesinin egemenlik açısından sonuçları nelerdir ve standartlaştırma sürecinin devlet güvenliğindeki yeri nedir gibi bütünleşik soruları ele alarak, standartlaştırma kavramını uluslararası ilişkiler ve güvenlik alanlarına kazandırmayı, uluslararası standartların devletler üzerindeki değişken etkilerini açıklamayı amaçlamaktadır. Çalışma, uluslararası sistemde kabul görmüş değerlerin devlet güvenliğine etkisini yeniden değerlendirerek, küresel normların yerel bağlamlarla uyumsuzluğunun yol açtığı güvenlik sorunlarını anlama açısından önem kazanmaktadır. Post-pozitivist yaklaşıma dayalı nitel bir çalışma olarak, tarihsel ve karşılaştırmalı analiz, yorumsamacılık ve içerik analizi yöntemleri kullanılarak ikincil verilerden yararlanılmıştır. Johan Galtung, Antonio Gramsci ve Immanuel Wallerstein’ın teorik sentezi çerçevesinde incelenen standartlaştırma, toplumsal, ulusal ve uluslararası düzeylerde gerçekleşmekte; özellikle gelişmekte olan ülkelerde evrensel değerlerin dayatılması, yerel koşullar ve devlet yapılarıyla uyumsuzluk göstererek iç huzursuzluklara ve dış ilişkilerde gerilimlere yol açmaktadır. Kırılgan devletlerin oluşumunda standartlaştırma hem neden hem sonuç olarak ortaya çıkmakta; standart belirleyici ülkelerde ise göç ve kutuplaşma gibi yansıma etkileri yaratmaktadır. Küresel normlar, yerel bağlamlara uyarlanarak uygulanmalı; uluslararası örgütler reform programlarını yerel ekonomik ve kültürel dinamiklere göre özelleştirmelidir. Devletler, iç istikrarı güçlendirmek için toplumsal katılımı artıran politikalar geliştirmeli ve standartlaştırmanın yarattığı meşruiyet krizlerini önlemek için ulusal kapasitelerini gözeten esnek standartlar benimsemelidir.
Güney et al. (Thu,) studied this question.