Osmanlı-Türk musikisi, 16. ile 19. yüzyıllar arasında geçirdiği dönüşümlerle yalnızca bir sanat biçimi olarak değil, aynı zamanda kültürel hafızanın, estetik sezginin ve bilişsel örüntülerin taşıyıcısı olarak incelenmesi gereken bir fenomen haline gelmiştir. Bu çalışma, makamsal geçişlerin (geçki) yapay zekâ destekli bilişsel haritalama yöntemiyle çözümlemesini yaparak, geleneksel müzik estetiği ile çağdaş teknolojik epistemolojiler arasında yeni bir bağlam sunmaktadır. Araştırmada yaklaşık 150 klasik eser seçilmiş; bu eserler nota transkripsiyonları, meşk aktarımı ve icra kayıtlarından elde edilen veri setiyle dijitalleştirilmiştir. LSTM ve Transformer tabanlı derin öğrenme modelleri aracılığıyla makamlar arası geçişlerin sıklıkları, yönelimleri, yoğunluk merkezleri ve tarihsel farklılaşmaları ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, yapay zekânın yalnızca istatistiksel doğruluk sağlayan bir araç değil, aynı zamanda kültürel anlamı yeniden üreten ve estetik sezgiye yaklaşabilen bir bilişsel ortak olabileceğini göstermektedir. Rast ve Hicaz makamlarının merkezî düğüm rolü üstlenmesi, Uşşak’ın çoğunlukla hedef makam olarak belirginleşmesi ve geçkilerin tarihsel çeşitliliğinin bilişsel haritalarda görünür kılınması, bu yaklaşımın hem teknik hem kültürel bir başarı taşıdığını kanıtlamaktadır. Çalışmanın özgünlüğü, müziği yalnızca melodik geçişlerin matematiksel dizisi olarak değil; kolektif hafıza, kültürel aidiyet ve estetik yönelimlerin iç içe geçtiği bir bilişsel-ekolojik sistem olarak kavramsallaştırmasında yatmaktadır. Bu nedenle makale, yalnızca müzikoloji uzmanlarına değil, bilişsel bilimciler, yapay zekâ araştırmacıları, estetik felsefeciler ve kültürel bellek çalışmalarıyla ilgilenen disiplinler arası uzmanlara da hitap etmektedir. Araştırma, insan ile makine arasındaki ilişkiyi, mekanik bir işlemden öte, kültürel ve estetik anlamın ortaklaşa üretildiği bir diyalog olarak yeniden tanımlamaktadır. Böylece Osmanlı-Türk musikisinin tarihsel geçişleri, yapay zekâ çağında epistemolojik bir laboratuvar niteliği kazanmakta hem geçmişi yeniden anlamlandırmakta hem de geleceğe yönelik düşünsel ufuklar açmaktadır.
İsmail Eraslan (Mon,) studied this question.