Sennur Sezer (1943-2015), 1960’larda başladığı şiir kariyeriyle toplumcu anlayışın ve işçi hareketlerinin en karakteristik isimlerindendir. Çalışmanın amacı, Sezer’in kadın merkezli bir ailenin üyesi olması, politik bakışı, anne-eş-işçi rol ve sorumlulukları gibi niteliklerini, eserlerinin ortaya çıkma koşullarını Pierre Bourdieu’nun ilişkisel sosyoloji anlayışından yararlanarak saptamak, Sezer’in yazın-kültür hayatındaki konumunu belirlemek, Sezer özelinde/tanıklığında bir dönemin entelektüel yaşamını kavramak, böylece Sezer’in biyografisini bu bakış açısıyla yeniden oluşturmaktır. Bourdieu temelli analizde kullanılan kavramlar şunlardır: Habitus, beğeni, edebî-entelektüel alan, toplumsal uzam, sermaye (kültürel, ekonomik, sembolik), simgesel şiddet, otodidakt, konumlanma, strateji, güzergâh. Sezer’in biyografisinde -tüm çelişkileriyle- entelektüel kimliğini, dünya görüşünü, çok sesli yaşamını oluşturmasına zemin hazırlayan koşulların temel dinamiği kurduğu ilişki ağlarıdır. Sezer, otodidakt yönünün yanı sıra, aile-iş-sanat çevresindeki sosyal ilişkiler sayesinde kültürel sermayesini biriktirmiş, kadın-eş-anne gibi toplumsal roller yüzünden kimi kez simgesel şiddete maruz kalmış, edindiği kültürel-sembolik sermayeyle entelektüel alanın içinde saygın bir yer edinmiştir. Makalede, edebiyattaki standart hâle gelmiş biyografi yöntemlerinin mekanik şablonundan uzaklaşılmakta, Sezer’in kamusal alandan ev içi rollere içinde bulunduğu alanlar ve ilişkiler ağı ortaya konarak daha derinlikli bir Sennur Sezer biyografisi inşa edilmekte, analiz biçimiyle de literatüre katkı sağlamaktadır.
Ebru Özgün (Thu,) studied this question.