Dünya sanat ve mimarlık tarihinin en müstesna yapıtlarından biri olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, inşa edildiği günden bugüne dek taklit edilememiş eşsiz desenleri, işlemeleri, motifleri ve bezemeleriyle benzersiz bir mabet hüviyetindedir. Yapı, döneminin sanatsal birikimini yansıtmakla kalmayıp, bezemelerindeki şaşırtıcı detaylarla kendine has bir özgünlük sergilemektedir. Böylesine görkemli bir eserin, bir beylik (Mengücek Beyliği) himayesinde ve kısıtlı imkânlar dâhilinde inşa edilebilmiş olması meselesi, sanat ve medeniyet tarihi açısından henüz ikna edici bir kuramsal temele oturtulamamıştır. Eserin arkasındaki soyut kimliği ve medeniyet fikrini teşkil eden unsurlar, bugüne dek genellikle İslam’ın genel sanat algısı ve somut mimari formlar bağlamında incelenmiştir. Ancak bu yapıya; Allah, âlem ve insan arasındaki irtibatı O’nun isimleri, sıfatları ve fiillerini merkeze alarak anlamaya çalışan tasavvuf ilminin perspektifinden henüz kapsamlı bir nazarla bakılmış değildir. Oysa sanat, en genel anlamıyla Allah’ın es-Sâni‘ isminin bir tecellisidir. Tasavvufî tecrübenin menbaı olan ruh ve kalp, aynı zamanda sanatı doğuran manevi kaynaklar olarak tasavvuf ve sanatın ortaklaştığı metafizik zemini teşkil eder. Orta Çağ boyunca İslam toplumunun her kesimine nüfuz eden tasavvufî düşünce, sanatkârın zihin dünyasını bir boya gibi kuşatmış; bu durum eserlerin desen, motif ve konuyu ele alış biçimlerine doğrudan yansımıştır. Bütün bu sebepler; Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası gibi bir şaheserde mistik, manevi ve göstergebilimsel yorumlar aranmasını kaçınılmaz bir gereklilik haline getirmektedir. Bu makalenin temel amacı; Divriği Ulu Camii’nin yapılış felsefesindeki, mimari ölçülerindeki ve sayısal tercihlerindeki tasavvufî göstergebilim (semiyotik) unsurlarını tespit etmek, yapıdaki tevhid ve tecelli göstergelerini belirlemek, ışık-gölge oyunlarını nur-zıll ve halk-ı cedîd (sürekli yaratılış) kuramları bağlamında tahlil etmek ve mimariyi manevi bir perspektifle yeniden okumaktır. Eserin binlerce bezemesinin detaylıca incelenmesi makale sınırlarını aşan bir hacme sahip olduğundan; bu çalışma, belirli örnekler üzerinden tasavvufî bir çerçeve sunmaya, seçili sembolleri tahlil etmeye ve mimarın itkan (işini mükemmel yapma) bilinci ile rıza makamı arasındaki bağı irdelemeye odaklanacaktır. Sanatsal gözlem, üslup analizi ve metin tahlili yöntemleri kullanılan makale, benzerlerine öncülük etme gayesi taşımaktadır. Çalışmanın temel çıktısı; Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın salt bir taş işçiliği değil, tasavvufun varlık nazariyesini ve insan-ı kâmil idealini taşa nakşeden bir kevnî mushaf niteliği taşıdığı, mimari unsurların ise sanatkârın manevi halini ve tasavvufî neşvesini dışa vuran birer vasıta olduğudur.
Hamit DEMİR (Mon,) studied this question.