Müessir illetin bazı mahallerde hükmünü gerektirmemesi fıkıhta bir vakıadır. Irak Hanefîleri bu vakıayı illetin tahsisi mantığıyla sistematize etmişlerdir. Mâverâünnehir bölgesinde illetin tahsisini caiz görmek Mu‘tezile’nin şiarı olarak görülmüştür. Bu bölgede yaşayan Ehl-i sünnet usulcüler mezkûr vakıayı illetin tahsisiyle sistematize etmeye karşı çıkmış; illette oluşan bir değişim sebebiyle illetin yok olması ve yok olanın bir hükmü gerektirmeyeceği mantığı ile açıklamışlardır. Ebü’l-Usr el-Pezdevî’ye (öl. 482/1089) göre illette oluşan eksiklik ya da fazlalık sebebiyle illetin yok kabul edilmesi, Hanefîler’in istihsanda izledikleri yöntemdir. İllet nas mukabilinde illet olarak kalamaz. Hükümsüzlüğü de illetin varlığıyla birlikte tahsisine değil bizzat illetin yokluğuna dayandırılır. Bu durum âm-hâs ilişkisi olan iki nassın durumundan farklıdır. Naslar birbirini ifsat edemeyeceği için tahsis söz konusu olabilir. İlletlerde tahsis nakz olarak değerlendirilir. Âm-hâs ilişkisini illetlere uygulamak her müctehidin ictihadında isabet ettiği görüşüne götüreceği için illetlerde söz konusu değildir. Mâverâünnehir usulcüleri illetin tahsisinin kelâmî konularda doğuracağı sonuçlarda hemfikir olmasalar da Pezdevî’ye göre illetin tahsisi ictihadda tasvîbi doğurmaktadır. O’na göre ictihadda tasvîble aslah görüşü arasında da bir bağlantı vardır. Aslah ise i‘tizâli bir görüştür. Bu makalenin amacı, Mâverâünnehir bölgesinin önemli usulcülerinden Pezdevî’nin illetin tahsisine bakış açısını, illetin tahsisine alternatif olarak sunduğu teorisini ve illetin tahsisini i‘tizâlî teorilerle ilişkilendirmesinin gerekçelerini incelemektir. Zira illetin tahsisinin i‘tizâlî bağlantısının olup-olmaması fıkıh usulünün önemli tartışmalarındandır. Bu konuda en ayrıntılı bilgiyi ise Pezdevî sunmaktadır. Bu makalenin önemi ise Pezdevî’nin illetin tahsisi ile i‘tizâlî görüşler arasında kurduğu bağlantının, bu bölgenin önemli usulcülerinden olan İmam Mâtürîdî, Ebü’l-Yüsr el-Pezdevî ve kısmen Şemsüleimme es-Serahsî’den farklı olmasından dolayı, onun görüşlerini müstakil olarak incelemesidir. Hanefî usulcüler arasında Pezdevî’nin illetin tahsisi ile i‘tizâl arasında kurduğu ilişki özellikle ve ayrıntılı olarak tartışılmıştır. Bundan dolayı konunun Pezdevî’nin perspektifinden müstakil olarak da çalışılması gerektiği kanaati oluşmuştur. Bu makalede ulaşılan kanaate göre illetin tahsisi fıkıhta Ehl-i sünnet’in görüşlerine aykırı sonuçlara götürmese de kelâmî konularda birtakım i‘tizâlî görüşlere mesnet olarak kullanılmaya elverişlidir. İlletin tahsisi, teorik düzeyde ictihadda tasvîb anlayışına doğrudan, aslah düşüncesine ise dolaylı bir şekilde dayanak olabilecek bir imkân taşımaktadır. Ancak bu, söz konusu görüşlerin zorunlu olarak benimsendiği anlamına gelmemektedir. Bu sebeple, illetin tahsisini kabul eden bir usulcünün Mu‘tezilî kabul edilmesi yahut i‘tizâlî esaslardan birini zorunlu biçimde benimsemiş sayılması ikna edici bulunmamaktadır.
Muhammed Emin AK (Mon,) studied this question.