Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) 850/III, taşıma işinin bir ticari işletme faaliyeti olduğunu düzenlemektedir. Hüküm, kaleme alınış tarzı dolayısıyla, taşıma işinin yalnızca bir ticari işletme bünyesinde icra edilebileceği, bu nedenle taşıma işi yapan kişinin doğrudan tacir sıfatını iktisap edeceği izlenimi uyandırmaktadır. Gerçekten de doktrinde bazı yazarlarca, kanun koyucunun sıradan bir işletme bünyesinde yürütülmesine sıcak bakmadığı bu nedenle ancak ticari işletme büyüklüğüne ulaşmış işletmelerin taşıma işi yapabileceği belirtilmektedir. Öte yandan TTK’nın Taşıma İşleri Kitabı incelendiğinde bu faaliyetin bir ticari işletme bünyesinde ve hatta devamlı surette dahi yapılması aranmamakta; TTK 851, taşıma işini arızi olarak üstlenenlere de bu kısım hükümlerinin –kıyasen de olsa- uygulanacağını düzenlemektedir. 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nda (“eTTK”) ticari işletmenin ne olduğu tanımlanmamakta; bazı faaliyetlerin sayma usulü ile ticarethane olduğu düzenlenmekte; yolcu ve eşya taşıması amacıyla kurulan işletmeler de ticarethane sayılmaktaydı. TTK 11 ise ticari işletmenin mevcudiyeti için gereken şartları sayarak yapılan işin niteliğinden bağımsız, şartların gerçekleşmesi ile ticari işletmenin mevcut olduğunu ve bu işletmeyi kısmen dahi olsa işletme ile tacir sıfatının kazanılacağını düzenlemektedir. TTK 850/III’ün gerekçesi incelendiğinde ise hükmün, Alman Ticaret Kanunu (“HGB”- Handelsgezetsbuch) § 407/III’ten esinlenilerek kaleme alındığı ve eTTK’nın 12. maddesinin birinci fıkrasının (10) numaralı bendi doğrultusunda muhafaza edilmesi gerektiği belirtilmektedir.Bu çalışmada anılan gerekçenin düzenleme ile uyumu, HGB § 407/III hükmü de ele alınmak suretiyle incelenecek; gerek Alman gerek Türk hukukunda ticari işletme kavramının tarihsel geçmişi de göz önüne alınarak de lege lata hükmün varoluş amacı araştırılacak ve düzenleme önerisinde bulunulacaktır.
Merve Koçer Sarıkaya (Fri,) studied this question.