Avusturyalı modern dönem kadın yazarlardan birisi olan Elfriede Jelinek, yıllarını sanata ve edebiyata adamıştır. Sadece Avusturya edebiyatında değil, Doğu ve Batı edebiyatında da oldukça dikkat çeken bir yazardır. Jelinek’in bu şekilde dikkat çekmesinin altında yatan neden, sadece kadını farklı bir tarzda ortaya çıkarması değil, aynı zamanda eserlerinde kullandığı keskin ve sert dilidir. Yazarın üslubu, eserlerinde kaleme aldığı konuları kadar dikkat çekici, hatta bazı eserlerinde dili konunun önüne geçmiştir. Eserlerinde ele aldığı konularda yazarın özellikle çocukluk döneminin ve hayatının da izlerini görmek mümkündür. Otoriter bir anne modeli ile büyümek zorunda kalan Jelinek, bu otoritenin baskısından dolayı istediği gibi bir çocukluk dönemi geçirememiş ve bunu da birçok kez dile getirmiştir. Mutlu bir çocukluk dönemi geçiremeyen yazar, yetişkinlik yıllarında ruhsal sıkıntılar yaşamak zorunda kalmıştır. Bu yüzden eserlerinde kaleme aldığı kadın ya da anne modelleri kendi hayatından izler taşımıştır.2004 yılında Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülen ve romanları, dramaları, denemeleri ile okura farklı dünyaları tanıtan Jelinek, çalışmamızda incelediğimiz “Michael & Çocuksu Topluma Gençlik Kitabı” adlı romanında da bu farklı dünyanın bir örneğini sunar. Yazar, söz konusu romanda televizyona bağımlı bir hayat yaşayan kesimin özellikle gençlerin yaşam tarzını ve medyaya bağımlılığını eleştirirken, bu eleştiriyi oldukça keskin, sert ve yer yer de argo bir dil ile yapar. Özellikle anlatı ve yapı açısından oldukça ilginç bir anlatı dünyasının portresini çizen roman, bir medya eleştirisini farklı bir yapı ile aktarır. Bu farklı yapı, doğal olarak anlatıda sınır tanımayan bir anlatıcının varlığı ile somutlaşır. Anlatının sınırlarını zorlayan bir yapı sergileyen roman, hem içerik hem de yapı olarak okurun dikkatin çekmeyi başarır ve çizdiği postmodern görüntüsü ile kaotik bir ortamın kapısını açar.
Zennube Şahin Yılmaz (Tue,) studied this question.