Fatih Sultan Mehmed’in vefatının ardından büyük oğlu Bayezid ile küçük oğlu Cem taht mücadelesine girişmişti. Bu mücadeleden galip çıkan Bayezid tahta otururken; Cem Sultan önce Memlükler’e, ardından Rodos Şövalyeleri’ne sığınarak esir konumuna düşmüştü. Bu süreçte oğluyla beraber hareket eden Çiçek Hatun da onunla birlikte Memlükler’e iltica ederek Kahire’ye yerleşmiş ve orada hayatını kaybetmişti. Cem’in saltanat mücadelesine giriştiği andan Avrupa’daki vefatına kadar geçen süreçte, Çiçek Hatun oğluyla bağını koparmamış, onunla mektuplar üzerinden iletişimini devam ettirmiştir. Bilindiği kadarıyla bu mektuplardan iki tanesi günümüze kadar ulaşmıştır. Osmanlı Arşivi’nde yer alan bu mektuplardan ilkinin Çiçek Hatun’a aidiyeti noktasında tartışmalar bulunmaktadır. Ancak arşivden bulduğumuz TSMA.e 748/15 numaralı diğer bir mektup bu tartışmaları sonlandıracak niteliktedir. Nitekim iki mektubun yazım biçimi, üslubu ve muhtevası noktasında gösterdiği benzerlikler bu mektubun Çiçek Hatun’a ait olduğu savını güçlendirmektedir. Buradan hareketle çalışmada Cem Sultan’a annesi tarafından gönderilen iki mektup içeriği esas alınarak analiz edilmiştir. Bunlardan ilki Cem’in Anadolu’da ağabeyi ile asi bir şehzade konumunda savaştığı döneme; ikincisi ise Avrupa’daki esaret yıllarına aittir. Cem’in hayatındaki iki farklı döneme ait bu iki mektubun incelenmesiyle Çiçek Hatun’un inanç dünyasına ve hissiyatına dair ipuçları yakalamak mümkün olabilmiştir. Çalışmamızda, Cem’in hayatından endişe eden bir anne olarak Çiçek Hatun’un hasretinin, kaygılarının, endişelerinin duygusal bir dille aktarıldığı mektuplar tarihsel bağlamda ele alınarak okunmuş ve analiz edilmiştir.
Kesici et al. (Thu,) studied this question.