Ulusal ve uluslararası hukukta genel eğilim, pay sahiplerinin uğradığı yansıma zararların tazmininin reddedilmesidir. Ancak milletlerarası yatırım tahkiminde ICSID hakem heyetlerinin bu tür talepleri kabul ettiği görülmektedir. Yatırımcıları koruyan bu yaklaşım, ilk bakışta yatırımların teşviği amacına hizmet eder görünse de uygulamada birtakım ciddi sakıncalar barındırmaktadır. Çifte giderim problemi, şirket içi ve dışı menfaat ihtilafları, birden çok yargılamanın farklı ICSID hakem heyetleri önünde paralel olarak yürütülmesi ve çelişkili kararların ortaya çıkması gibi olasılıklar, bu durumun olumlu etkilerini gölgede bırakma potansiyeline sahiptir. Özellikle bir şirketin hem kendisinin hem de farklı pay sahiplerinin aynı zarara dayalı olarak tazminat talep etmesi, devlet açısından öngörülemez ve maliyeti yüksek uyuşmazlık süreçlerine yol açabilmektedir.Bu olumsuzlukların önüne geçebilmek için hem Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları (YKTK) temelli hem de hakem heyeti temelli çeşitli önlemler alınabilir. YKTK’ya eklenecek hükümlerle, pay sahibinin yalnızca şirket adına dava açmasına izin verilmesi, dava açma hakkının belirli bir asgari pay oranına bağlanması veya yansıma zarar taleplerinin tamamen yasaklanması mümkündür. Böylece hem çifte giderim hem de çoklu yargılama riski büyük ölçüde azaltılabilir.Bunun yanında, hakem heyetleri tarafından davaların birleştirilmesi, davanın bekletici sorun olarak kabul edilmesi veya derdestlik ilkesi kapsamında reddedilmesi gibi usul araçları kullanılabilir. Ayrıca, hakkın kötüye kullanılması veya usul suistimali gerekçeleriyle taleplerin sınırlandırılması da uygulanabilecek bir diğer yöntemdir.
Berkay Yılmaz (Mon,) studied this question.