Siyasal antropolojinin, çağdaş anlamıyla homo sapiens ile homo politicus arasında entelektüel uzlaşının sağlanması işi olduğu söylenebilir, fakat bunun için Aristo’dan yirmi iki asır geçmesi gerekecekti ve ortaya çıkışı itibariyle disiplinin çok farklı bir hedefi vardı. Siyasal felsefenin tarihi 2400 yıl önce Antik Yunan’a kadar gider; ilk siyasal metinlere ise yazının icadıyla birlikte yaklaşık 5000 yıl önce Sümer Çağı’ndan itibaren ulaşılabilir. Ancak 19. yüzyıla gelindiğinde, Aristo’dan itibaren gelişen siyasal felsefe birikimi, belki de tarihinin en büyük metodolojik eleştirisine tabi tutulur ve siyaset biliminin felsefi temelleri sorgulanmaya başlanır. “Siyaseti ve siyasalı” anlama ve açıklama çabasına, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, o çağ için filizlenmekte olan antropoloji biliminin perspektifi ve temel yöntemi önerilir. Bunun sonucunda bilimsel bir proje olarak siyasal antropoloji doğar. Sosyokültürel antropolojinin bir ihtisas alanı olarak siyasal antropolojinin doğuşu, binlerce yıldır siyasal felsefede tartışılagelen birçok konu için yeni argümanlar üretme, klasik kavramları yeniden tartışma ve en önemlisi de siyaseti yeni bir bakış açısıyla tekrar düşünme fırsatı sunar. Bu makale siyasal felsefenin bir eleştirisi olarak ortaya çıkan siyasal antropolojinin ne olduğunu, ortaya çıkışını, bilimsel sınırlarını ve gelişim sürecinin temelde bir paradigma arayışına dayalı olduğunu tartışmayı hedeflemektedir. Bilimsel bir itiraz olarak siyasal antropolojinin doğuşu ve gelişiminin, yeni bir ihtisas alanının varlığının dışında hangi sonuçlar ürettiği ve bu sonuçların siyaset teorisi ve siyasal felsefe üzerindeki etkilerinin ne olduğu da bu tartışmanın bir parçasıdır. Siyasal antropolojinin bir asrı aşkın paradigma arayışının sonucunda; modern siyasal teoriye katkılarının gözlemlenebilmesi açısından, bu makalede ele alınan tartışmanın literatüre katkı sunması hedeflenmektedir.
Talha Eyüboğlu (Thu,) studied this question.