Bu çalışma, Türk halk ozanlığı geleneğinin en güçlü figürlerinden biri olan Âşık Veysel’in (1894-1973) eserlerini, salt bir folklorik veri olmanın ötesinde, sistematik bir felsefi düşünüş biçimi olarak ele almaktadır. Makale, Veysel’in düşünce dünyasını “Anadolu Hümanizmi” olarak kavramsallaştırırken; çağdaş felsefi literatürdeki hümanizm, transhümanizm ve posthümanizm arasındaki gerilimleri temel analiz birimi olarak kabul eder. Veysel’in toprakla kurduğu ilişki, insanı doğanın efendisi kılan klasik hümanizmden ziyade, insan ile insan-dışı varlıklar arasındaki ontolojik sınırı muğlaklaştıran posthümanist bir zemine işaret eder. Ayrıca Cumhuriyet’in aydınlanma projesi, Avrupa-merkezci modele bir meydan okuma olarak post-kolonyal bir deneyim şeklinde okunmaktadır. Çalışma, transhümanizmin teknolojik “artırma” (augmentation) projesini Veysel’in manevi olgunlaşma önerisiyle karşılaştırarak; Haraway, Braidotti ve Hayles gibi kuramcıların posthümanist argümanlarının ozanın dizelerindeki izdüşümlerini kapsamlı bir biçimde analiz etmektedir.
Şahin Filiz (Wed,) studied this question.