Sanayileşme süreciyle birlikte kadınların çalışma hayatına katılımında belirgin bir artış yaşanmış olup, bu eğilim günümüz istihdam yapısı içinde de süreklilik göstermektedir. Kadın istihdamındaki bu artış, toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesi ve ekonomik kalkınmanın desteklenmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmekle birlikte, iş ve aile yaşam arasındaki dengenin kurulmasına ilişkin çeşitli sorunları da beraberinde getirmektedir. Nitekim kadınların ücretli çalışma yaşamına dâhil olmalarına rağmen, ev içi işler ile bakım sorumluluklarının büyük ölçüde kadınların üzerinde kalmaya devam ettiği görülmektedir. Bu durum, iş-yaşam dengesinin kadınlar aleyhine bozulmasına yol açmaktadır. Özellikle çocukların, yaşlıların ve engelli bireylerin bakımına ilişkin yükümlülüklerin ağırlıklı olarak kadınlar tarafından üstlenilmesi, kadınların çalışma hayatına kesintisiz ve sürdürülebilir biçimde katılımını zorlaştıran temel unsurlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Bu çerçevede, bakım sorumluluklarının çalışma yaşamıyla uyumlu hâle getirilmesini amaçlayan aile dostu iş hukuku uygulamalarına yönelik talepler giderek artmaktadır. Bununla birlikte, bakım hizmetlerine duyulan ihtiyacın artışı yalnızca kadınların istihdama daha fazla katılmasıyla açıklanamaz. Düşük gelirli hanelerin bakım hizmetlerinin maliyetini karşılamakta güçlük çekmeleri ve geçmişte yaygın olan aile içi bakım modelinin günümüzde önemli ölçüde işlevselliğini yitirmiş olması da bu taleplerin artmasında etkili olmaktadır. Dolayısıyla geleneksel “erkek ekmek getiren, kadın ev işlerini yürüten” modelinden kopuş, iş hukukunda iş-yaşam dengesini gözeten yeni normatif düzenlemelerin doğuşuna zemin hazırlamıştır. Bu nedenle yasa koyucular ve işverenler iş-yaşam dengesini destekleyen aile dostu iş hukuku uygulamalarını hayata geçirmeye yönelmişlerdir. Zira aile dostu iş hukuku uygulamaları çalışanların mesleki yükümlülükleri ile ailevi sorumlulukları arasındaki çatışmayı minimize etmeyi, bakım yükünün yarattığı orantısız eşitsizliği gidermeyi ve nitelikli iş gücünün güvencesiz istihdama kaymasını önlemeyi amaçlamaktadır. Bu perspektiften hareketle hazırlanan çalışmamızda öncelikle aile dostu iş hukuku uygulamaları kavramı ele alınacak; ardından bağımlı bakım uygulamaları incelenecektir.
Selçuk Cengiz (Mon,) studied this question.