Bu araştırma, Necmettin Erbakan’ın Siyonizm vurgusunu siyaset sosyolojisi çerçevesinde ele alarak, söz konusu söylemin Türkiye’nin iç siyasetindeki ideolojik yapılanmalara, toplumsal kutuplaşma süreçlerine, ekonomik bağımsızlık arayışlarına ve uluslararası ilişkilerdeki yönelimlere nasıl etki ettiğini analiz etmektedir. Erbakan, Siyonizm’i yalnızca İsrail merkezli bir ideolojik yönelim olarak değil, küresel düzeyde işleyen bir hegemonya ve sömürü mekanizması olarak konumlandırmıştır. Ona göre, faiz temelli kapitalist ekonomi, medya tekelleri ve uluslararası finans kurumları aracılığıyla Siyonizm, dünya siyasetini ve özellikle İslam coğrafyasını yönlendiren merkezi bir güç olarak faaliyet göstermektedir. Bu bakış açısı, Erbakan’ın Millî Görüş hareketine yön veren temel ideolojik unsurlardan biri hâline gelmiş ve özellikle muhafazakâr-milliyetçi seçmen tabanında derin karşılık bulmuştur. Araştırmada, Erbakan’ın Siyonizm söyleminin Türkiye’de seçmen davranışlarını nasıl etkilediği, siyasal kutuplaşmayı nasıl beslediği ve Batı karşıtı kolektif bilinç inşasında nasıl bir işlev gördüğü çok boyutlu bir yaklaşımla tartışılmaktadır. Refah Partisi döneminde geliştirilen Adil Ekonomik Düzen, Havuz Sistemi ve D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, bu söylemin ekonomi ve dış politika boyutundaki somut yansımaları olarak ele alınmaktadır. Erbakan’ın söylemleri, bir yönüyle anti-emperyalist bir mücadele çağrısı olarak değerlendirilirken, diğer yönüyle uluslararası alanda tepki toplayan ve komplo teorileriyle ilişkilendirilen bir siyasi tutum olarak yorumlanmıştır. Araştırma, Erbakan’ın vurgusunu yalnızca tarihsel bir olgu olarak değil, günümüzde de çeşitli siyasi aktörler tarafından farklı biçimlerde yeniden üretildiği ideolojik bir miras olarak ele almaktadır. Bu söylemin İslam dünyasında emperyalizme karşı direnişi meşrulaştıran bir dil üretmesi, onun etki alanını küresel ölçekte de genişletmiştir. Bu araştırma, Erbakan’ın Siyonizm vurgusunu ekonomik, politik ve kültürel düzeylerde yapılandırılmış çok katmanlı bir ideolojik eleştiri olarak analiz ederek, bu söylemin Türkiye’deki siyasal düşünce tarihi içerisindeki yerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Samet Ünlü (Sat,) studied this question.