Amaç: Konjenital malformasyonlar yenidoğan ve çocukluk çağı ölümlerinin, kronik hastalıkların ve morbiditenin en önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Bu çalışmada Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde yatarak tedavi gören olgularda konjenital malformasyonların tanımlanması, sıklığının belirlenmesi ve etiyolojide etkili olabilecek faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: 1 Ekim 2017 ile 15 Ekim 2021 tarihleri arasında yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan 4860 hastanın dosyaları retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışma kapsamında toplam 4860 hasta araştırıldı, 423 olguda konjenital malformasyon saptandı. Malformasyonların gebelik haftasına göre dağılımına bakıldığında, tüm malformasyonların % 55’i term bebeklerde görüldü. . Anne yaşına göre dağılımına bakıldığında büyük çoğunluğunun 35 yaş altı anneden doğduğu görülmektedir (% 80). Konjenital malformasyonların sıklığı % 8,7 olarak bulundu. Malformasyonların organ sistemlerine göre dağılımı incelendiğinde en sık etkilenen sistem kardiyovasküler sistemdi (%24,3). Bunu sırasıyla merkezi sinir sistemi (% 23,4), genitoüriner sistem (% 18,2), gastrointestinal sistem (% 13,2), baş-boyunyüz (% 9,9), solunum (% 6,6) ve kas-iskelet sistemi (% 4,3) anomalileri izledi. En sık izole anomali hidronefroz (% 13,2) idi. İdrar yolu enfeksiyonu geçiren gebelerin bebeklerinde genitoüriner sistem malformasyonlarının varlığı, preterm bebeklerde kardiyovasküler ve gastrointestinal sistem anomalilerinin ortaya çıkması ve solunum sistemi malformasyonlarına bağlı yüksek mortalite oranı çalışmada öne çıkan bulgular arasındaydı. Olguların %13’ünde yenidoğan yoğun bakım yatışı esnasında çeşitli nedenlerle ölüm gerçekleşti. Ölen bebekler arasında en sık rastlanan anomaliler kardiyovasküler sistem anomalileriydi ( %31). Sonuç: Doğuştan malformasyonların sıklığının belirlenmesi ve genel olarak etyolojide etkili olabilecek faktörlerin belirlenerek buna göre önlemler alınması hem morbidite ve mortalitenin azaltılmasında hem de toplumların sosyoekonomik refahının artırılmasında önemli rol oynayacaktır.
Oz et al. (Wed,) studied this question.