Tam olarak neyi kastettiğimizi biliriz, ancak kastettiğimiz şeyi niçin öyle söylediğimizi bil(e)meyiz. İşte tüm mesele burada! Psikanaliz bilinçdışını keşfettiğinden beri sosyal bilimler dil ve bilinçdışı arasındaki gerilimi çözümlemeye çalışmaktadır. Bilinçdışının dil gibi yapılanıp öznenin dilinde semptomlar aracılığıyla tezahür edişi, dilin bilinçdışı yoğunlukları ve duyguları taşıyıcı işlevine psikanalitik bir bakışı gerektirmektedir. Kriminoloji ve ceza adaleti disiplinleri de bu gerilim ve gereklilikten bağışık değildir. Sözcükler ve ifadeler her daim duygulanımsal yükler içerir ve bir sözcükten diğerine bu yüklerin akışı bilinçdışının etkisi altındadır. Böylece, bu yazı, fail söyleminin kriminolojik çözümlemesinde bilinçdışı duygulanımları dikkatle incelemeyi önermektedir: Faillerin anlatıları ve hikâyeleri, ister sorguda ya da duruşma salonunda ister sokakta veya kriminal faaliyet sahalarında olsun, duygulanımsal yatırımların ve yer değiştirmelerin şekillendirdiği bir savunma mekanizması işlevi görür. Anlatı ve hikâye formunda söylemsel parçalar psikanalitik bir kategori olarak fantazmatik senaryolarla failin sosyal gerçekliğini inşa eder. Duygulanım yüklü fantazmatik anlatıların, benliğin (ego) savunma mekanizmalarının anlatı düzeyindeki tezahürleri olarak, failin dramaturjik biçimde sunduğu kendiliğin (self) olası yaralarını örtme ya da bu yaraları yüceltilmiş bir anlatıya dönüştürme işlevi görebileceğine dikkat edilmelidir. Bu bağlamda, failin bilinçdışı savunma mekanizmasını serimlemek amacıyla anlatısal kriminolojik incelemelerde psikanalitik-çekimli söylem çözümlemesi önerilmektedir.
Boran Ali Mercan (Tue,) studied this question.