6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, dava dilekçesinde davacı ve davalının ad, soyad ve adreslerinin yer alması zorunludur. Maddenin ikinci fıkrasında ise, bu zorunlu unsurlardan birinin eksik olması hâlinde mahkemece davacıya bir haftalık kesin süre verilmesi ve süresinde tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmektedir. Uygulamada, davalının adresinin dava dilekçesinde hiç yer almaması veya eksik/tebligata elverişli olmayan şekilde bildirilmesi hâllerinde, bu durumun HMK m. 119/2 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve doğuracağı usûlî sonuçlar tartışmalıdır. Öğretide kimi yazarlar bu eksikliğin mutlak surette HMK m. 119/2 kapsamında yaptırıma tabi tutulması gerektiğini savunurken, diğerleri davacının adresi bilmemesi ve makul araştırmalara rağmen tespit edememesi hâlinde mahkemenin re’sen araştırma yapması gerektiği görüşündedir. Yargıtay içtihatlarında da farklı yaklaşımlar benimsenmiş olup, bazı kararlarda bu eksiklik nedeniyle davanın açılmamış sayılması, bazılarında ise davacının beyanı üzerine mahkemenin adres araştırması yapması gerektiğine hükmedilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 22.05.2024 tarihli kararında ise, özellikle çok taraflı davalarda davacının tüm taraflara ait adresleri temin etmesinin mümkün olmaması durumunda, hükmün katı bir şekilde yorumlanmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğine vurgu yapılmıştır. Bu çalışmada, HMK m. 119/1-b kapsamında davalının adresinin dava dilekçesinde yer almamasının usûlî sonuçları, doktrindeki bu konudaki görüşler ve yargı kararları da dikkate alınmak suretiyle incelenmeye çalışılacak ve mahkemeye erişim hakkı ile usûl ekonomisi ilkesi bakımından da konu değerlendirilecektir.
Merve Hayran Polat (Mon,) studied this question.