Bu çalışma, sağlık hizmetlerinde ortaya çıkan sessiz istifa olgusunu disiplin hukuku ve organizasyon kusuru çerçevesinde incelemektedir. Çalışmada, sessiz istifanın mevzuatta açıkça düzenlenmemiş olması nedeniyle bu olgunun disiplin hukukunun kanunilik, belirlilik ve tipiklik ilkeleri çerçevesinde otomatik olarak disiplin suçu sayılmaması gerektiği savunulmaktadır. Çalışma, normatif analiz ve içtihat incelemesi yöntemine dayanmakta; başta Anayasa ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu olmak üzere ilgili mevzuat ile idare hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirme yapmaktadır. Bununla birlikte, sessiz istifa davranışlarının kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi sonucunu doğuracak ölçüde fiilî aksamalara yol açması hâlinde, mesele yalnızca disiplin hukuku bakımından değil, idarenin personel yönetiminde özen yükümlülüğü, hizmet kusuru ve organizasyon kusuru bakımından da önem kazanmaktadır. Çalışmada ayrıca, aşırı iş yükü ve nöbet düzenlemeleri, geçici görevlendirmenin amaç dışı kullanımı, performans ve ek ödeme sistemlerinde adalet algısının zedelenmesi ile mobbing benzeri uygulamaların sessiz istifayı tetikleyen başlıca idari etkenler olduğu değerlendirilmektedir. Bu yönüyle çalışma, sessiz istifa olgusunu disiplin hukuku eksenli dar yorumların ötesinde ele almakta ve sağlık hizmetlerinin sürekliliği ile idarenin sorumluluğu arasındaki ilişkiyi idare hukuku perspektifinden bütüncül biçimde tartışmaktadır.
Necmiye Mazlum (Mon,) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: