Türk halk edebiyatının önemli temsilcilerinden biri olan Âşık Veysel’in sanatsal kimliği, literatürde çoğunlukla 20. Yüzyılın başlarında Ahmet Kutsi Tecer ile tanışmasının ardından kazandığı ulusal tanınırlık üzerinden ele alındığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmada Âşık Veysel’in sanatsal kimliği, yetiştiği kültürel çevre ve âşıklık geleneği bağlamında yeniden ele alınmaktadır. Özellikle Emlek yöresinin kültürel ortamının, âşığın dünyasının oluşumundaki rolü literatür verileri ışığında incelenmektedir. Ancak çoğu ozanda olduğu gibi Veysel’in de sanat kimliğinin özünü oluşturan temel dinamikler, doğup yetiştiği Emlek Yöresi’nin tarihsel ve sosyokültürel dokusunda gizlidir. Bu çalışmanın amacı da Emlek Yöresi kültürel yapısının Âşık Veysel’in sanat kimliğinin oluşumundaki rolünü; coğrafi, tarihsel, sosyokültürel ve müzikal unsurlar bağlamında ele alarak incelemektir. Nitel araştırma yöntemiyle yapılan araştırmada, özellikle Veysel’in “1931 öncesi” gelişim evresine odaklanılmıştır. Sivrialan köyü ve çevresinin bölgeden izole yapısının kültürel mirası korumadaki etkisi analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Âşık Veysel’in dilindeki yalın Türkçenin, müzikal açıdan makamsal derinliğin ve estetik yaklaşımındaki tasavvufi olgunluğun temelinde aslında yöredeki Alevi-Bektaşi inanç sistemi, zakirlik geleneği başta olmak üzere bazı geleneklerin ve Salman Baba, Kürt Kasım gibi yerel figürlerin belirleyici önemli birer etken olduğu belirlenmiştir. Araştırmada Âşık Veysel’in yerelden evrensele uzanan başarısının, Emlek Yöresi’nin sözlü kültür yapısıyla olan kopmaz bağından kaynaklandığı saptanmıştır.
Sevim Yamak (Tue,) studied this question.