Bu makale, ekofeminizm, antitürcü etik ve postkolonyal hayvan çalışmaları arasındaki ilişkileri karşılaştırmalı bir çerçevede ele almaktadır. Çalışmada, eleştirel realizm yaklaşımına dayanan nitel bir kuramsal analiz yöntemi benimsenmekte ve her üç literatürün temel metinleri, tahakküm ilişkilerini hangi yönleriyle açıkladıkları üzerinden birlikte değerlendirilmektedir. Yapılan analiz, cinsiyetçilik, türcülük ve doğanın sömürüsünün birbirinden tamamen bağımsız süreçler olmadığını; belirli ortak mekanizmalar aracılığıyla yeniden üretildiğini göstermektedir. Bu doğrultuda ontolojik hiyerarşilerin kurulması, ilişkiselliğin görünmezleştirilmesi, mülkiyet ilişkileri üzerinden araçsallaştırma ve duygulanımsal mesafenin üretilmesi olmak üzere dört ortak tahakküm mekanizması öne çıkmaktadır. Çalışma ayrıca “hayvanlaştırma” kavramının, bu üç kuramsal alan arasında önemli bir bağlantı noktası oluşturduğunu tartışmaktadır. Sonuç olarak, antitürcü ekofeminist yaklaşımın farklı baskı biçimlerini birbirinden kopuk değil, ilişkisel ve yapısal bağlar içerisinde değerlendirmeye imkân sağlayan bir çerçeve sunduğu ileri sürülmektedir.
Pinar Kayisoglu (Mon,) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: