Bu çalışma, “küçük millet” söylemini modern Batı-merkezci bilgi rejimlerinin ürettiği epistemolojik bir kategori olarak ele almaktadır. Araştırma, bu söylemin Türk dünyası edebiyatlarında nasıl kurulduğunu, yeniden üretildiğini ve hangi durumlarda dönüştürüldüğünü incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, küçük millet tezini tarihsel gecikmişlik anlatısı olarak yorumlamak yerine, merkez-çevre ilişkileri içinde işleyen bir temsil ve iktidar düzeni olarak kavramsallaştırmaktır. Bu bağlamda edebiyat, ulusal kimliğin pasif bir yansıması olarak değil, epistemik tahakkümün ve buna karşı geliştirilen karşı-anlatıların görünür olduğu eleştirel bir alan olarak değerlendirilir. Yöntemsel olarak araştırma, karşılaştırmalı bir yaklaşım benimsemektedir. Çalışmada yakın okumayla tarihsel ve kültürel bağlam analizi birlikte kullanılmaktadır. İnceleme XX. yüzyılın sonu ile XXI. yüzyılın başında yazılmış metinlerle sınırlandırılmıştır. Bu metinlerde sürgün, göç, travma ve bellek temaları öne çıkmaktadır. Türk dünyası edebiyatları kapalı ve yekpare ulusal gelenekler olarak ele alınmamaktadır. Bunun yerine, farklı imparatorluk miraslarının biçimlendirdiği temsil rejimleri, kanonik hiyerarşiler ve kültürel dolaşım ağları içinde değerlendirilmektedir. Bu çerçevede çalışma, farklı coğrafyalarda ortaya çıkan benzer küçültme ve ikincilleştirme mekanizmalarını görünür kılmayı amaçlamaktadır. Ayrıca edebiyatın bu mekanizmalara karşı geliştirdiği estetik ve söylemsel stratejileri tartışmaktadır. Böylece küçük millet söylemi, bilgi üretimi ve kültürel hiyerarşilerle ilişkili yapısal bir sorun olarak yeniden ele alınmaktadır.
Ş. Füsun Özkaya (Thu,) studied this question.