Bu çalışma, Richard Rorty’nin Martin Heidegger okumasını, belirli kavramlara ya da metinsel doğruluk tartışmalarına indirgemek yerine, Rorty’nin pragmatist ve post-metafizik felsefi yönelimi tarafından belirlenen daha geniş bir yorum politikası çerçevesinde ele almayı amaçlamaktadır. Çalışmanın temel iddiası, Rorty’nin Heidegger’e yaklaşımının, Heidegger’in düşüncesini doğru ya da yanlış temsil etme sorunundan ziyade, felsefenin kültürel ve siyasal işlevine ilişkin normatif bir tercihi yansıttığıdır. Bu bağlamda Rorty, Heidegger’in temsilci epistemolojiye yönelttiği eleştirileri ciddiye alırken, bu eleştirilerin ontoloji merkezli yeni bir felsefi ayrıcalık üretmesine karşı mesafeli bir tutum geliştirir.Makalede Rorty’nin, Heidegger’in erken ve geç dönem düşüncesi arasında keskin bir kopuş varsaymadığı; aksine geç dönem ontolojik ve şiirsel yönelimin, Varlık ve Zaman’da örtük biçimde mevcut olan bir eğilimin açığa çıkması olarak okunduğu gösterilmektedir. Bu süreklilik okuması, Rorty’nin Heidegger eleştirisini yalnızca geç dönemle sınırlamamasını ve Heideggerci projenin bütününe yöneltmesini mümkün kılar. Hakikat, şiirsellik ve ironi tartışmaları üzerinden geliştirilen bu eleştiri, Heidegger’in metafiziği aşma girişiminin sonuçlarına odaklanır.Rorty açısından Heidegger’in şiirsel ve ontolojik dili bireysel düzeyde dönüştürücü bir güç taşısa da, bu dilin ontolojik bir merkez etrafında temellendirilmesi, felsefeyi kamusal ve siyasal sorumluluktan geri çeken bir işlev üretir. Çalışma, Rorty’nin Heidegger’le kurduğu mesafeli ilişkinin, yıkıcı bir reddiyeden çok, felsefeyi geleceğe dönük, çoğulcu ve dayanışmacı bir kültürel pratik olarak yeniden düşünme çabasının bir sonucu olduğunu savunarak sonuçlanmaktadır.
Ramazan Yılmaz (Tue,) studied this question.