Leo Strauss’un “Fârâbî’nin Platon’u” başlıklı makalesi, Fârâbî’nin Platon yorumu üzerinden felsefe ile siyaset ve ahlak arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Yazar, Maimonides’in felsefi arka planını anlamak için Fârâbî’nin eserlerinin, özellikle de Politik Yönetimler ve Platon’un Felsefesi metinlerinin derinlemesine analiz edilmesi gerektiğini savunur. Makaleye göre Fârâbî, felsefeyi mantık ve matematik hariç tutulacak şekilde tamamen politik bir çerçevede ele almış ve Platon’un Devlet ile Yasalar eserlerini model edinmiştir. Strauss, Fârâbî’nin Platoncu felsefeyi özsel olarak politik gördüğünü ancak felsefenin asıl amacının varlıkların özünü kavramayı hedefleyen “teorik bir burhan sanatı” olduğunu belirtir. Makalede, Fârâbî’nin mutluluk, insanın mükemmelliği ve felsefe arasındaki ilişkiyi ele alırken kullandığı ezoterik ve egzoterik yöntemler üzerinde durulur. Fârâbî’nin idealar ve ruhun ölümsüzlüğü gibi konularda sessiz kalmayı tercih etmesi, onun öte dünya mutluluğu yerine bu dünya mutluluğuna ve rasyonel sorgulamaya odaklandığını gösteren pedagojik bir araç olarak yorumlanır. Siyaset ve dini, felsefenin ve mutluluğun seküler birer aracı veya koruyucusu olarak konumlandıran Fârâbî, mükemmel olmayan şehirlerde dahi yalnız yaşayan filozofun gizli krallığı sayesinde hakiki mutluluğa ulaşılabileceğini savunur. Sonuç olarak makale, Fârâbî için felsefenin özsel olarak saf ve teorik bir nitelik taşıdığını vurgulamakta; onu apaçık olmayan kanaatlere meydan okuyan ve kelimenin kökenindeki anlamıyla hakiki bir skepsis (araştırma/kuşku) ruhuyla özdeşleştirmektedir.“
Yolcu et al. (Fri,) studied this question.