Taliban'ın 2021 yılı Ağustos ayından itibaren ikinci kez Afganistan'da yönetimi ele geçirmesi Uluslararası toplum nezdinde endişeyle karşılanmıştır. İlk iktidar döneminde dünyayı şoke eden Taliban'ın yeni dönemde daha ılımlı mesajlar vermesi yönetim anlayışında önemli bir değişikliğe işaret etmemektedir. Zira Taliban uyguladığı politikalarla ilk döneminden çok da farklı bir anlayışa sahip olmadığını göstermiştir. Uluslararası kamuoyunun endişeleri gerçeğe dönüşmüş ve Taliban rejimi ciddi insan hakları ihlalleri yapmakla suçlanmıştır. Özellikle kadınların sosyal hayattan izole edilmesi uluslararası toplumun tepkisini çekmiş ve Taliban rejiminin Afganistan'ın meşru yönetimi olarak uluslararası kabul görmesinin önünde ciddi bir engel oluşturmuştur. Taliban'ın Peştun ağırlıklı yapısı ve yönetim kadrolarında Peştun kökenliler diğer azınlık gruplarına nazaran çok daha fazla yer verilmesi ülke yönetiminin bir tür etnokrasiye dönüşmesi ihtimalini gündeme getirmiştir. Toplumsal barışa zarar verebilecek böylesi bir yaklaşımın Afganistan açısından ciddi bir risk potansiyelini barındırdığı düşünülmektedir. Bu çalışmada Afganistan'ın Peştun olmayan etnik grupların siyasetten dışlandığı ve temsil haklarını kaybettiği bir etnokratik yapının doğurabileceği olası risklere dikkat çekilmektedir. Halihazırda Taliban rejiminin ekonomik ve sosyal ayrımcılık yaptığına ilişkin iddialar ve kültürel baskı politikaları uyguladığına dair işaretlerin azınlık hakları özelinde Afganistan'da ciddi ihlallere yol açtığı düşünülmektedir. Kapsayıcı ve adil bir yönetim vaadinde bulunan Taliban rejiminin etnokrasiye doğru ilerleyerek ne kapsayıcı ne de adil bir yönetim sergileyebildiği iddia edilmektedir. Dahası böyle bir politik tercihin Afganistan açısından varoluşsal sorunlara yol açma riski bulunduğu değerlendirilmektedir.
Erdal Bayar (Thu,) studied this question.