Anadolu Selçuklularından itibaren başlayan Farsça öğretimi, Osmanlı medreseleri, dârü’l-mesnevî, mevlevîhaneler tekke ve zaviyelerde ve Tanzimat sonrası ise rüştiye, idadiye ve darü’l-fünun gibi isimlerle tesis edilen modern okullarda farklı yöntemlerle sürdürülmüştür. Klasik dönemde daha çok Farsçanın öğretimi Farsça-Türkçe manzum ve mensur sözlükler ve sonrasında müstakil olarak yazılan Farsça dil bilgisi kitapları ile yürütülmüştür. Bahsi geçen sözlüklerde deyim ve atasözlerine sıklıkla yer verildiği hatta müstakil olarak deyim ve atasözlerini ihtiva eden sözlüklerin yazıldığı da görülmüştür. Nitekim Düstûru’l-ʿAmel, Nevâdirü’l-Emsâl, Tuhfetü’l-Emsâl, Ferheng-i Şu‘ûrî ve Mecma‘u’l-Emsâl gibi sözlükler bunların en bilinenleridir. Klasik dönemde sözlük merkezli ve ezbere dayalı yöntemler öne çıkarken, on dokuzuncu yüzyılda “usûl-i cedîd” anlayışıyla birlikte yeni tesis edilen modern okulların müfredatlarına uygun olarak yazılan dil bilgisi kitapları ve konuşma kılavuzları hazırlanmıştır. Bu dönemde bu müfredatlara uygun olarak yazılan Ta‘lîm-i Suhen, Destûr-i Suhen, Mu‘allim-i Fârisî, Âmûzgâr-ı Pârsî ve Ta‘lîm-i Lisân-ı Fârisî gibi gramer kitaplarına deyim ve atasözlerinin eklenmesi, dil öğretiminde pratik kullanımı geliştirmeyi amaçlayan önemli bir yenilik olarak değerlendirilebilir. Bu yaklaşım, dilin yalnızca kurallar üzerinden değil, pratik kullanım bağlamında da öğretilmesi gerektiğine işaret etmektedir.Bu bağlamda Mu‘allim Feyzî’nin Ta‘lîm-i Suhen adlı eseri, yalnızca bir gramer kitabı değil, aynı zamanda bin yüz elli dokuz deyimi alfabetik karşılıklarıyla sırayla sunması bakımından dikkat çekicidir. Çalışmada Ta‘lîm-i Suhen’de geçen deyimler içerik bakımından değerlendirildikten sonra liste hâlinde Latin harflerine aktarılarak verilecektir.
Gökhan Çetinkaya (Fri,) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: