Bu araştırmada yaşadığı dönemin ve Hanefîlerin en önemli âlimlerinden biri olan Ebû Bekr er-Râzî el-Cessâs’ın (öl. 370/981) halku’l-Kur’ân meselesi hakkındaki düşüncesi tespit edilmiş ve fıkıh anlayışındaki yansımaları ortaya koyulmuştur. Halku’l-Kur’ân meselesi dinî, siyasî ve stratejik yönü olan önemli bir konudur. İlk ortaya çıktığı yıllardan itibaren ulemânın entelektüel ilgi alanlarından biri olan bu mesele zamanla ideolojik bir faaliyete dönüşmüştür. Bir dönem Mu‘tezile’nin en etkin fikrî silahı haline gelen halku’l-Kur’ân düşüncesi, mihne devrinin son bulmasıyla birlikte adeta onların tecrit edilmesine neden olmuştur. Halku’l-Kur’ân tartışmasını önemli kılan bir diğer husus, bu fikri savunanların Mu‘tezile’den kabul edilmesinin gerekliliğidir. Zira Mu‘tezilî paradigmada adalet ilkesini uygulayabilmek için fiilî sıfatların hâdis olduğunu kabul etmek zorunludur. Çünkü kadim olan şey aklın ta‘lîline elverişli değildir. Onlara göre kelâm da fiilî bir sıfattır, bundan ötürü adalet ilkesi kapsamında temellendirilen aklî esaslara tabi tutulmalıdır. Dolayısıyla Kelâmullahın yaratılmışlığını kabul etmek adeta Mu‘tezilî tevhid ve adalet anlayışını benimsemek anlamına gelmektedir. Halku’l-Kur’ân tartışmasının dinî, siyasî, ideolojik ve fikrî boyutuyla ilgili çeşitli bilimsel çalışmalar yapılmış; farklı âlimlerin görüşleri, delilleri ve eleştirileri açıklanmıştır. Birkaç mesele üzerinden Cessâs’ın tevhid prensibiyle ilgili görüşü de tespit edilmeye çalışılmıştır. Ancak tespit edebildiğimiz kadarıyla halku’l-Kur’ân konusundaki düşüncesi henüz akademik bir çalışmaya konu olmamıştır. Bunun yanı sıra araştırmada halku’l-Kur’ân fikrinin Cessâs’ın fıkıh anlayışında nasıl belirleyici olduğu da ortaya koyulmuştur. Çeşitli kelâm, fıkıh ve tefsir eserlerinin yanı sıra modern dönemde yazılan bilimsel çalışmalardan da faydalanılan araştırmada ilk olarak halku’l-Kur’ân fikrinin stratejik öneminden söz edilmiştir. Daha sonra bir âlimin halku’l-Kur’ân fikrinin kabul edip etmediğinin nasıl tespit edileceği, yani bu konuda belirleyici olan ölçütler ortaya koyulmuştur. Bu kapsamda açık sözlü beyân, fiilî sıfatların mahiyeti, kelâmın mahiyeti ve kısımları, adalet ilkesinin benimsenmesi ve dillerin kökeni teorisi gibi konuların halku’l-Kur’ân görüşüyle nasıl ilişkili olduğu sistematik bir şekilde açıklanmış ve bu esnada eserlerinde yer alan bilgiler ışığında Cessâs’ın sayılan konularla ilgili fikirleri tespit edilmiştir. Fiilî sıfatları hâdis kabul eden, tıpkı Mu‘tezile gibi kelâmın dizili harf ve kesik seslerden meydana geldiğini savunan ve birkaç istisna dışında Mu‘tezilî adalet anlayışını genel itibariyle benimseyen Cessâs, halku’l-Kur’ân fikrini de benimsemiştir. Ayrıca bunu bilgi anlayışında belirleyici bir ilke olarak kabul etmiş ve bazı fıkhî meselelerde halku’l-Kur’ân düşüncesine uygun bir şekilde fetva vermiştir. Halku’l-Kur’ân fikrini kabul etmesi, Hanefîlerin en önemli âlimlerinden biri olmasına rağmen Cessâs’ın Mu‘tezile’den kabul edilmesini gerektirir. Çünkü bu fikir, onu tevhid ve adaleti benimseyenlerin kapsamına dahil etmiştir.
Ramazan Çöklü (Mon,) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: