Bu çalışma, tıp fakültesi öğrencilerinin algılanan stres düzeylerini ve tedavi amacı dışında metilfenidat kullanımına ilişkin tutumlarını değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Kesitsel ve tanımlayıcı tasarıma sahip bu araştırmada, toplam 338 öğrenciden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Bulgular, katılımcıların yarısından fazlasının orta düzeyde stres yaşadığını, yaklaşık her beş öğrenciden birinin ise yüksek düzeyde strese maruz kaldığını ortaya koymuştur. Kadın cinsiyet, düşük gelir düzeyi ve psikiyatrik hastalık öyküsü gibi faktörler, yüksek stres düzeyi ile anlamlı biçimde ilişkili bulunmuştur. Ayrıca uzun süreli internet kullanımı, sosyal uğraş eksikliği, ebeveyn ayrılığı ve problemli duygusal ilişkiler de artan stres düzeyleriyle ilişkili değişkenler arasında yer almıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğu metilfenidat hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade etmiş; en sık bilgi kaynağı olarak arkadaş çevresi ve sosyal medya belirtilmiştir. Öğrencilerin %8,3’ü yaşamlarının bir döneminde en az bir kez metilfenidat kullandığını bildirmiştir. Kullanım sıklığının özellikle sınav dönemlerinde arttığı gözlemlenmiş; akademik performansı artırma arzusu, merak ve zihinsel yorgunlukla başa çıkma çabası başlıca motivasyonlar olarak öne çıkmıştır. İlacın bağımlılık potansiyelinin yüksek olduğu yönündeki inanç, kullanım kararsızlığı ve kaçınma davranışlarını şekillendirmiştir. Bu bulgular, tıp öğrencilerinde stres düzeylerinin yüksek olduğunu ve bazı bireylerin bu stresle başa çıkmak için farmakolojik yöntemlere yöneldiğini göstermektedir. Üniversitelerde, stres yönetimi ve farmakolojik olmayan baş etme stratejilerine yönelik yapılandırılmış müdahale programlarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Tekin et al. (Wed,) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: