İş güvencesi, işverenin iş sözleşmesini geçerli bir neden olmaksızın sona erdirmesi hâlinde, işçinin aynı iş yerinde aynı koşullar altında tekrar işe başlamayı talep etmesine imkân veren iş hukukuna özgü bir müessesedir. İş güvencesinden kaynaklı olarak açılacak işe iade davasının kabulü hâlinde işveren işçiyi tekrar işe almakla yükümlüdür. İşverenin işçiyi işe başlatmadığı hâllerde ise, tazminat ödeme yükümlülüğü doğar. İşe iade davası yabancı unsurlu olduğunda kanunlar ihtilafı hukukunun uygulama alanına girer. Bu hâlde, Türk mahkemelerinde açılan davada yetkili hukukun tayini icap eder. Yabancı unsurlu işe iade davalarında, Türk hukukundaki iş güvencesine ilişkin hükümlerin uygulanması ancak belli şartlarda mümkündür. İş güvencesini düzenleyen İş Kanunu hükümlerinin doğrudan uygulanan kural olarak kabul edilmesi, işe iade davalarına uygulanacak hukukun belirlenmesinde önem arz eder. Zira iş güvencesi hükümlerinin Türk hukukunda doğrudan uygulanan kural olarak nitelendirilmesi, işçinin işini Türkiye’de ifa ettiği iş sözleşmelerinden kaynaklı işe iade taleplerinde, Türk kanunlar ihtilafı kurallarının uygulanarak yetkili hukukun tayini meselesini devre dışı bırakır. Çalışmamızda, iş güvencesine ilişkin Türk hukukundaki düzenlemelerin doğrudan uygulanan kural niteliği taşıyıp taşımadığı konusu doktrindeki görüşler ve yargı kararları gözetilerek incelenecektir. Bu doğrultuda, iş güvencesi hükümlerinin doğrudan uygulanan kural olarak kabulü yönündeki görüşümüz uyarınca, işçinin işini Türkiye’de ve yurt dışında görmesi ayrımı çerçevesinde yabancı unsurlu işe iade davalarına uygulanacak hukukun tayini hakkında 7550 sayılı Kanun ile getirilen son düzenleme ışığında açıklamalarda bulunulacaktır.
Cemil Güner (Mon,) studied this question.