Mekân, deneyim ve anılarla bellekte yer edinir; insanın mekân ile ilişkisi en temel düzeyde evlerde gerçekleşir. Ev, bireyin anıları, duyguları ve kimliğiyle sıkı bir bağ kurarak bir duygusal bellek mekânı hâline gelir. Bu çalışma, evin mekân ve bellek arasındaki etkileşimini ele alarak, onun insan yaşamındaki duygusal varlığına odaklanmaktadır. Çalışmada, bireylerin büyüdükleri evlerde yaşadıkları deneyimlerin ve anılarının bellekteki izlerini keşfetmek ve bu deneyimlerin ideal ev kurgularını nasıl şekillendirdiğini analiz etmek amaçlanmıştır. Araştırma, fenomenolojik yaklaşımı ve anlatı desenini bir araya getirerek oluşturulmuştur. Bu bağlamda, ortak özelliklere sahip katılımcılar belirlenip, büyüdükleri evlerle ilgili deneyimleri, anıları ve duyguları üzerine yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde açık uçlu sorular duygusal çağrışımları ortaya çıkarırken, katılımcıların yaptıkları eskizler belleğin görsel ifadesine olanak tanımıştır. Elde edilen veriler nitel içerik analiziyle değerlendirilmiş; evin, bireysel belleğin ve duygusal deneyimin oluşumunda taşıdığı rol irdelenmiştir. Bulgular, bireylerin mekânla kurdukları duygusal bağın, geçmiş anılarla birlikte ideal ev algısını belirgin biçimde şekillendirdiğini ortaya koymaktadır.
Söğüt et al. (Wed,) studied this question.