Bu araştırmanın amacı, Birinci Dünya Savaşı sonrası Weimar Cumhuriyeti’nin kaotik atmosferinde filizlenen “Muhafazakâr Devrim” (Konservative Revolution) hareketinin entelektüel yapısını ve bu yapının moderniteyle kurduğu paradoksal ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın kapsamı; hareketin ideolojik kökenlerini takiben, politika, kültür ve teknoloji alanlarını hareketin ana aktörleri olan Arthur Moeller van den Bruck, Oswald Spengler ve Ernst Jünger’in eserleri üzerinden sınırlandırılmaktadır. Araştırma, hareketin teknoloji, devrim ve kültürel yenilenme gibi modern dinamikleri, tinsel bir özü yeni ve modern formlar içerisinde yeniden inşa etmek amacıyla nasıl araçsallaştırdığını analiz etmektedir. Araştırmada ulaşılan temel sonuç; muhafazakâr devrimin hem mevcut liberal-demokratik statükoyu hem de savaş öncesi düzeni reddeden radikal bir “Üçüncü Yol” inşa ettiğidir. Hareket, teknolojiyi tehdit gören klasik muhafazakâr anlayıştan koparak; bu unsurları ulusal egemenliğin, manevi uyanışın ve toplumsal mobilitenin kurucu enstrümanları olarak yeniden tanımlamıştır. Sonuç olarak çalışma; Moeller van den Bruck’un korporatif sosyalizmi, Spengler’in çöküşü yeni bir başlangıç gören tarihsel morfolojisi ve Jünger’in metafizik “İşçi” figürü üzerinden, muhafazakâr devrimin moderniteyi kendi içerisinden aşmayı hedefleyen kurucu ve bütünleşik bir dünya görüşünü temsil ettiğini saptamaktadır.
Enes Kocatepe (Thu,) studied this question.