Bu çalışma, teknolojiyi insan deneyiminin ayrılmaz bir dolayımı olarak konumlandıran postfenomenolojik yaklaşımın kavramsal sınırlarını, yaklaşıma yöneltilen eleştiriler ışığında sorunsallaştırmayı amaçlamaktadır. Don Ihde’nin temellerini attığı düşünsel çerçevenin özgün bir yeniden değerlendirmesini sunan çalışmada, argüman analizi ve diyalektik sentez yöntemi kullanılmıştır. Bu doğrultuda, Ihde’nin postfenomenolojiye dair temel kavramları ve insan-dünya etkileşimindeki ilişki tipolojileri; Donna Haraway’in ontolojik, Peter-Paul Verbeek’in etik ve Andrew Feenberg’in sosyopolitik itirazlarıyla diyalektik bir etkileşime sokulmuştur. Analizler sonucunda Ihde'nin insanın konumunu teknolojik nesneler karşısında eşit tutmadığı, bu asimetrik tutumun da onun aşmaya çalıştığı özne-nesne ikiliğini örtük biçimde yeniden ürettiği görülmüştür. Etik düzlemde ise Verbeek’in müdahalesiyle teknolojilerin ahlaki dolayımlayıcılar olarak konumlandırıldığı ve postfenomenoloji yaklaşımının, etik failliği salt insan bilinciyle sınırlandırmayan normatif bir genişlemeye ulaştığı tespit edilmiştir. Sosyopolitik bağlamda ise Feenberg'in edilgen beden eleştirisi üzerinden, yaklaşımın makro düzeydeki kurumsal çözümlemelerde yapısal olarak yetersiz kaldığı saptanmıştır. Sonuç itibarıyla postfenomenolojinin güçlü bir analitik dil sunmakla birlikte; insan ve makine arasındaki hiyerarşiyi koruma çabasında felsefi bir açmaz, etik düzlemde ahlaki faillik sınırlarında bir genişleme ve sosyopolitik çözümlemelerde makro düzeyde yetersizlikler barındırdığı değerlendirilmiştir.
ERBAY et al. (Sun,) studied this question.