Anonim şirketlerin mali durumunun bozulması, yalnızca şirket ortakları ve alacaklılar açısından değil, aynı zamanda genel ekonomik düzen ve toplumsal refah üzerinde de çok boyutlu etkiler doğuran bir sorundur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), sermaye kaybı veya borca batıklık ortaya çıktığında uygulanabilecek önlemleri düzenlerken, iyileştirici birleşme işlemini açıkça öngörmüş; ancak bölünme işleminin bu kapsamda uygulanabilirliğine ilişkin herhangi bir düzenleme getirmemiştir. Bu durum, kanunda bir boşluk yaratarak iyileştirici bölünmenin hukuki çerçevesi ve uygulanabilirliği konusunda belirsizliklere yol açmaktadır.Bu çalışmada, iyileştirici bölünmenin Türk hukuku ve karşılaştırmalı hukuk bağlamında uygulanabilirliği ele alınmıştır. İyileştirici bölünme, mali durumu bozulan anonim şirketlerin yeniden yapılandırılması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından bir araç olarak değerlendirilmektedir. Ancak, TTK’da bu konuda açık bir düzenlemenin bulunmaması, uygulamada çeşitli hukuki ve pratik sorunlara neden olmaktadır. Bu bağlamda, iyileştirici bölünmenin uygulanabilirliği, şirketlerin mali yapılarının güçlendirilmesi ve ekonomik faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından önem arz etmektedir. Ayrıca çalışmada, bölünme işleminin alacaklıların haklarının korunması ve pay sahiplerinin menfaatlerinin gözetilmesi bakımından taşıdığı hukuki sonuçlar da sermaye kaybı ile borca batıklık durumları özelinde incelenmiştir.Karşılaştırmalı hukuk bağlamında yapılan incelemeler, İsviçre ve Alman hukukunda da iyileştirici bölünmeye ilişkin açık düzenlemelerin bulunmadığını, ancak bu işlemin teorik olarak mümkün kabul edildiğini göstermektedir. Çalışma, TTK’da iyileştirici bölünmeye ilişkin açık bir düzenlemenin yapılmasının hem hukuki belirsizliklerin giderilmesi hem de ticaret hayatının sürdürülebilirliği açısından önemli bir ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır. Böyle bir düzenleme, şirketlerin mali yapılarını güçlendirme süreçlerinde daha etkin ve güvenli bir yol haritası sunacak, alacaklılar ve pay sahiplerinin haklarının korunmasında alternatif bir çözüm yöntemi olarak uygulanabilecektir. İyileştirici bölünmenin normatif bir temele dayandırılması, sicil müdürlükleri arasındaki farklı uygulamaların önüne geçilmesini sağlayacak ve işlem tesisinde sicil müdürlüklerinde karşılaşılan direncin aşılmasına olanak tanıyacaktır.
Akın et al. (Mon,) studied this question.