Tıbbi müdahale, bireylerin sağlığını korumak, hastalıkları teşhis etmek, tedavi süreçlerini yürütmek veya ortaya çıkan ağrı ve acıyı hafifletmek amacıyla hekimler ve diğer sağlık meslek mensupları tarafından gerçekleştirilen işlemleri kapsamaktadır. Sağlık hizmeti sunumunun temel unsuru olan bu müdahaleler, yalnızca tıbbi açıdan değil aynı zamanda hukuki açıdan da geçerlilik taşımalıdır. Çünkü tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu hem hasta haklarının korunması hem de sağlık meslek mensuplarının cezai, idari ve tazminat sorumluluklarının sınırlarının belirlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Hukuken geçerli sayılabilmesi için dört temel şartın yerine getirilmesi zorunludur. Bunlar; müdahalenin kanunen yetkili bir sağlık meslek mensubu tarafından yapılması, tıbbi bir endikasyona dayanması, tıp biliminin güncel ve kabul görmüş verilerine uygun biçimde gerçekleştirilmesi ve hastadan aydınlatılmış onam alınmasıdır. Aydınlatılmış onam, hastanın kendi geleceğini belirleme hakkının bir sonucu olup, hasta-hekim ilişkisinde güven unsurunu güçlendirmektedir. Bununla birlikte, hayati tehlikenin bulunduğu acil haller gibi bazı istisnai durumlarda onam alma yükümlülüğünün aranmayabileceği mevzuat ve yargı kararlarında ifade edilmiştir. Bu çalışmada tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk şartları Yargıtay ve Danıştay kararları ışığında ele alınmış, her bir unsur somut olaylarla açıklanmış ve uygulamada yaşanan hukuki sorunlar tartışılmıştır. Böylelikle hekimlerin temel düzeyde tıp hukuku bilgisine sahip olmalarının mesleki sorumluluklarını sağlıklı biçimde yerine getirmeleri ve malpraktis riskini en aza indirmeleri açısından kritik bir gereklilik olduğu vurgulanmaktadır.
Ömer Faruk ASANOĞLU (Thu,) studied this question.