İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran, ona sosyal varlık olma özelliğini kazandıran en önemli etkenlerden biri konuşma becerisidir. Bu beceri, insanların birbiriyle iletişim kurmasını sağlamaktadır. Bu bağlamda iletişim, insanların çeşitli araçlarla birbirlerini anlama ve anlamlandırma sürecidir. En temel iletişim araçlarından biri olan dilde, gelişim sürecinde çeşitli faktörlere bağlı olarak çeşitli bozukluk, hasar ve hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Buna maruz kalan bireyler, en temel ihtiyaçlarından biri olan kendini ifade etme gücünü büyük ölçüde kaybetmektedir. Dil ve konuşma bozukluklarına sahip bireyler, dilde çok farklı şekillerde adlandırılmış ve konumlandırılmıştır. Türkçede de dil ve konuşma engelliğine/bozukluğuna sahip bireyler için geçmişten günümüze pek çok farklı adlandırma yapıldığı görülmektedir. Bu çalışmada, dil ve konuşma bozukluğu olan bireylerin Türk dilinin tarihî dönemleriyle günümüz Türkçesinde nasıl algılandığı, adlandırıldığı ve bu bireylere olan bakışın kültürel boyutu incelenmiştir. Bu bozukluklar etrafında şekillenen çeşitli inanç ve uygulamalar hakkında da bilgiler verilmiştir. Bu aşamada, verilerin toplanmasında deyim ve atasözleri için Aksoy (1989), Püsküllüoğlu (2006) ve TDK Güncel Veri ağı; ağızlar için Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü (2009); sözcüklerin kökenleri hakkında bilgi sahibi olmak için çeşitli etimolojik sözlüklerden yararlanılmıştır. Bu verilerin tespit edilmesiyle dil ve konuşma bozukluğu olan bireylerin geçmişten günümüze dil ve kültür kesişiminde nereye konumlandırıldıkları ve bu bireylere karşı toplumda oluşturulan bakış açısının oluşum, gelişim ve değişim süreçleri ortaya konulmuş olacaktır.
Yaman et al. (Thu,) studied this question.