Hicrî üçüncü asırda Belh’te yaşamış bir sûfî olan Ebû Bekir el-Verrâk’tan (ö. 280/893) bahseden Kelâbâzî (ö. 380/990), Sülemî (ö. 412/1021), Kuşeyrî (ö. 465/1072) ve Hücvîrî (ö. 465/1072?) gibi müellif sûfîler onun tasavvufa dair eserleri olduğunu kaydederler. Bu bilgiden de hareketle Süleymaniye Kütüphanesi’nde Risâle-i Tasavvuf adıyla Verrâk’a nisbet edilen Farsça mensur bir risâle dikkat çeker. Verrâk’ın aslen Tirmizli oluşu ve Belh’te yaşaması Farsça bir eser yazabileceği ihtimalini gündeme getirir. Mukaddimesinde müellif ismi bulunmayan eserde dikkat çeken ilk husus daha ilk sayfalarından itibaren Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (ö. 672/1273) ve Fahreddîn-i Irākî (ö. 688/1289) gibi sûfîlerden yapılan iktibaslardır. Bu alıntılar eserin Verrâk’a âit olmadığını kesin olarak gösterir. Risâlenin sonunda bulunan ketebe kaydında ise müellifin ismi “kâtibuhû Dervîş Yûsufiy-yi Haydarî bi’l-meşhûr Yakînî” şeklinde açıkça yazılmıştır. Bunun yanı sıra risâlenin içinde de Yakînî (ö. 15. yy) kendisine ait Beşâretnâme isimli risâleden bahsederken ismini açıkça kaydeder. Esasen eserin müellifi gerek risâlenin içinde gerekse sonunda açıkça zikredilmiş olduğundan eserin âidiyetiyle ilgili mesele çözülür. Bu durumda eserin Verrâk’a nisbet edilmesinin kataloğa kaydedilirken yapılan bir hatadan kaynaklandığı anlaşılır. Bu hataya sebebiyet veren husus ise risâlenin yer aldığı mecmuânın ilk sayfasında geçen “Risâle-i tasavvuf min ilmi’l-ahlâk li’ş-Şeyh Ebî Bekr el-Verrâk” ifadesi olmalıdır. Buradan hareketle risâlenin incelenmeksizin Verrâk’a nisbetle kataloglandığı görülür. Bu araştırmada sehven Verrâk’a nisbet edilen söz konusu yazma eser incelenmiştir. Çalışmada tarihsel eleştiri ve metin tenkidi yöntemleri kullanılmıştır. Eserin âidiyeti; nüshanın fiziksel özellikleri, ketebe kaydı ve metin içi tarihsel referansların (alıntılanan şahıslar ve terminoloji) analiziyle yeniden belirlenmiştir. Eserin muhtevası ise tasavvuf tarihi ve doktrini açısından tahlil edilerek, Yakînî’nin düşünce sistemindeki yeri ortaya konulmuştur. Çalışmanın amacı eserin nisbetindeki hatayı düzeltmek, araştırmacıları Çağatay edebiyatının önde gelen şairlerinden olan Yakînî’nin günümüze ulaştığı bilinmeyen bir risâlesinden haberdar etmek ve eserin muhtevâsını değerlendirmektir. Şimdiye kadar Yakînî’den günümüze sadece Çağatay Türkçesiyle kaleme aldığı Ok-yaynıng Münâzârası başlıklı küçük bir mensur risâlenin ulaştığı zannedilmekteydi. Bu makaleyle onun fikir yapısını yansıtan yeni bir risâlesi ilk kez gün yüzüne çıkacak, dolayısıyla çalışma Yakînî’nin düşünce dünyasını keşfetmeye kapı aralayacaktır. Öte yandan eserin muhtevası Yakînî’nin ibâhîlik, hulûlîlik ve hatta hurûfîlikle ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceğini tartışmaya imkân vermektedir. Bu çalışma söz konusu tartışmanın konunun uzmanlarınca gündeme getirildiği ve Yakînî’nin bu çevrelerle ilişkisinin sorgulandığı yeni araştırmalara da zemin hazırlayacaktır.
Kübra Zümrüt Orhan (Mon,) studied this question.