Ölüm anının kesin olarak belirlenmesi pek çok nedenden dolayı bir zorunluluktur. Bugün beyin ölümü [brain death (BD)] ile belirlenen ölüm, nerdeyse dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de ölüm için kabul edilen yasal bir durumdur. Oysa biyolojik bilimlerdeki gelişmeler insanın ölüm anının zamansal olarak belirlenmesini netleştirmekten ziyade daha bulanık ve karmaşık bir hâle getirmiştir. Diğer yandan BD'nin biyolojik ölümle aynı olmadığı iddiası bu tartışmaların başlangıcından beri var olmuştur. Buradan hareketle bazı yaklaşımlar BD'nin biyolojik değil de insanlığın doğasına ait felsefi kavramlar veya sosyal politikalar hakkında bir tartışma olduğunu ileri sürmektedir. Türkiye'de aradan geçen zaman boyunca BD kavramı ve etrafındaki tartışmalar yeni olmaktan çıkıp oldukça bilinir bir hâle gelmiştir. Ancak tanımlanmasından bu yana geçen yaklaşık 50 yılın ardından BD'nin özellikle Batı literatüründe yeniden tartışmalara konu olduğu, hem akademide hem de kamusal alanda artan bir yeniden gözden geçirmeye tabi tutulduğu izlenmektedir. Bir İslam ülkesi olan ülkemizde, Batı ülkelerine paralel yasal durum ve dinî otoritenin ciddi desteği söz konusudur. Buna rağmen BD kavramına yakından bağlı olan kadavradan organ nakli oranları hâlâ çok düşüktür ve bu konuda yeterli tartışma zemini oluşmuş değildir. Bu yazının amacı, konuyla ilgili klinik ve etik perspektifler çerçevesinde BD hakkında dünyada son dönemdeki etik tartışmaları ülkemiz perspektifinden gözden geçirmektir.
No takes yet. Share an insight, caveat, or question.
HANOĞLU et al. (2023) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: