Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinin küresel ölçekteki stratejik önemi, özellikle Türkiye ile ilişkileri bağlamında göz önüne alındığında, bu çalışma Türkiye ile MENA ülkeleri arasındaki ikili ticaret akımlarının belirleyicilerini genişletilmiş bir çekim modeli çerçevesinde incelemektedir. Panel veri metodolojisi kullanan çalışma, zamana göre değişmeyen değişkenleri dikkate almak amacıyla Kümelendirilmiş Standart Hatalı Sabit Etkiler modelini temel almakta ve bu yaklaşımı Panel Düzeltmeli Standart Hatalar (PCSE) yöntemiyle desteklemektedir. Bulgular, ekonomik büyüklük ve coğrafi yakınlığın ticari entegrasyonu etkileyen temel faktörler olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle, Türkiye'nin Gayrisafi Yurt İçi Hasılası (GSYH) bölgesel bir ekonomik merkez olarak rolünü vurgularken, MENA ülkelerinin GSYH'sinin olumlu etkisi bağımlılıktan ziyade ekonomik tamamlayıcılığı işaret etmektedir. Ayrıca, nüfus büyüklüğü ile ticaret hacmi arasında güçlü bir pozitif ilişki gözlemlenmiş olup, bu durum pazar büyüklüğü hipotezini desteklemektedir. Buna karşılık, döviz kuru dalgalanmaları, siyasi istikrar ve Ticaret Anlaşmaları istatistiksel olarak anlamlı etkiler göstermemiştir; bu durum mevcut ticaret ağlarının kısa vadeli makroekonomik dalgalanmalara karşı dirençli olduğunu ve resmi anlaşmaların henüz kayda değer ticari faydalar üretmediğini düşündürmektedir. Mesafe işlem maliyetlerini artıran bir faktör olmaya devam ederken, ortak sınırlar kültürel bağları ve sınır ötesi tedarik zincirlerini kolaylaştırmaktadır. Bu bulgular, politika çabalarının yalnızca kurumsal reformlara odaklanmak yerine, üretken kapasitenin artırılması ve lojistik altyapının geliştirilmesine öncelik vermesi gerektiğini önermektedir.
BAYLAN et al. (Wed,) studied this question.