Bu çalışmada hikâye, şiir, tiyatro, roman, deneme ve anlatı türünde eserleri olan Türk edebiyatının çağdaş yazarlarından Şule Gürbüz’ün Öyle miymiş? anlatısının “Cennet Varken Cinnet Olabilir mi?” başlıklı ilk bölümü üzerinde durulacak ve oluş diyalektiğinin fenomenolojik bir yaklaşımla edebî eser üzerinden yansımaları değerlendirilecektir. Oluş diyalektiği varlığın sürekli olarak değişim ve dönüşüm içerisinde olduğuna dayanan felsefi bir görüştür. Bu düşüncenin öncüsü Herakletios’un: “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz.” cümlesi oluş diyalektiğini tanımlayan en bilindik cümlesidir. Şule Gürbüz’ün de oluş diyalektiği üzerinden eserlerinde dil ve anlamı kurduğu dikkatleri çekmektedir. Onun eserlerinde zamanın, mekânın, dilin, anlamın, imge ve duyumların sürekli hareket hâlinde olması ve sabitlenmemesi oluş hâlinde olmayı beraberinde getirmektedir.Bu makalede Öyle miymiş? anlatısının “Cennet Varken Cinnet Olabilir mi?” bölümünde dil, delilik ve deli-oluş üzerinde durulacaktır. Ayrıca dilin kutsal ve yitik söz üzerinden fenomenolojik değerlendirilmesi yapılacak ve Lacan’ın mobius şeridi ile metindeki tekrarlar ilişkilendirilecektir. Nitel araştırma yönteminin kullanılacağı çalışmada oluş diyalektiğinin öncüsü Herakletios’la Hegel, Deleuze, Heidegger, J. Lacan gibi oluş diyalektiğine katkı sağlayan filozofların da konuyla ilgili görüşlerinden yararlanılacaktır.
Şahika Karaca (Thu,) studied this question.