Bu çalışma, feminist sosyal epistemoloji ve dil felsefesinde merkezi bir yer tutan epistemik adaletsizlik ve susturma olgularını, ilişkisel bir ontoloji perspektifiyle yeniden kavramsallaştırmayı amaçlamaktadır. Miranda Fricker, Kristie Dotson ve Rae Helen Langton’ın kuramlarıyla temellendirilen epistemik ve dil-edimsel adaletsizlik analizleri; Maurice Merleau-Ponty’nin görünürlük ontolojisi, John Langshaw Austin ve Judith Butler’ın söz edimi kuramları, Hannah Arendt’in siyasal ontolojisi ve nihayet Alfred North Whitehead’in süreç ontolojisi ile diyalog içinde genişletilmektedir. Çalışmanın özgün katkısı, bu farklı teorik hatları “ilişkisel sayılabilirlik” ve “ontik eksiltme” kavramları etrafında tutarlı bir bütünlüğe kavuşturmasıdır. Bu bağlamda öne sürülen argüman, susturma ve epistemik adaletsizliğin salt bir bilgi veya tanınma sorunu olmaktan öte, ilişkisel oluş süreçlerinde gerçekleşen ve ortak dünyanın ontik yoğunluğunu azaltan sistematik bir kayıp olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma kapsamında adalet, ilişkisel sayılabilirliği artıran ve böylece ontik eksiltmeyi onaran süreçsel bir ölçüt olarak tanımlanmaktadır.
Toprak Seda Karaosmanoğlu (Sun,) studied this question.