Nahiv ilmi, fıkıh, hadis ve tefsir gibi İslâmî disiplinlerle doğrudan ilişki içinde bulunan temel bir dil ilmidir. Her ne kadar bazı çevrelerce bu ilim yalnızca gramer kuralları bütünü olarak görülse de nahiv İslâmî ilimler arasındaki metodolojik bütünlüğü sağlayan ve bu ilimleri ortak bir zeminde buluşturan bir konuma sahiptir. Zira dilin yapısına dair incelemeler, metinlerin anlam dünyasına nüfuz etmenin anahtarıdır. Bu açıdan nahiv ilmi, yalnızca dilbilgisel bir sistem değil, anlamın inşasında etkin bir düşünce alanıdır. Bu yaklaşım, sûfî gelenekte de yankı bulmuş; dil ile mânevî anlam arasındaki ilişkiye dair özgün yorumlar ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı, nahiv ilminin çok katmanlı yapısını tasavvufî düşünceyle ilişkisi bağlamında ortaya koymaktır. Bu çerçevede, XVI. yüzyıl Osmanlı âlimi Abdülmecîd b. Nasûh b. İsrâil’in (ö. 996/1588) Nahvü’l-Ârifîn adlı risalesi incelenmiştir. Müellif, nahiv terimlerini tasavvufî kavramlarla ilişkilendirerek gramerin lafzî bir alan olmanın ötesinde, insanın manevî seyrine de ışık tutan sembolik bir boyuta sahip olduğunu göstermiştir. Araştırmada nitel metin analizi yöntemi kullanılmış; Abdülkerîm el-Kuşeyrî’nin en-Nahvü’l-Müevvel adlı eseriyle mukayeseli bir değerlendirme yapılmıştır. Bulgular, Abdülmecîd b. Nasûh’un Kuşeyrî’den etkilenmekle birlikte özgün bir yorum geliştirdiğini ve nahiv kavramlarını tasavvufî mertebelerle bütünleştirdiğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak Nahvü’l-Ârifîn, nahiv ve tasavvuf arasında disiplinler arası bir köprü kurarak, nahiv ilmine yeni bir anlam ufku kazandırmış durumdadır.
Ali Bağcı (Fri,) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: