Bu çalışma, Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik kurumunun Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) kararlarındaki uygulamasını, hukuki dogmanın ötesine geçerek analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel hedefi, kararların altında yatan örtük sosyal kabulleri, psikolojik varsayımları, güç ilişkilerini ve söylemsel yapıları deşifre etmektir. Nitel araştırma deseninde kurgulanan çalışmada, 2023-2025 yılları arasına ait amaçlı örneklemle seçilmiş 20 YCGK kararı, yönlendirilen içerik analizi ve eleştirel söylem analizinin bir kombinasyonu kullanılarak incelenmiştir. Araştırma bulguları, haksız tahrik kurumunun uygulanabilmesi için aranan 'haksız bir fiilin varlığı' şartının, yargısal pratikte ne kadar farklı yorumlandığını ortaya koymuştur. Bu yorumun içeriği; sadakat, rekabet ve mahremiyet gibi sosyal bağlamlara ve ispat durumuna göre şekillenmektedir. Mahkemenin, indirim oranını belirlerken sistematik mağduriyet, hayata kast ve ağır sömürü gibi durumlarda azami indirimi öngören zımni bir "hiddet metriği" kullandığı tespit edilmiştir. Ayrıca, delil yetersizliğinde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin, sanık lehine bir tahrik anlatısı kurma aracı olarak işlev gördüğü saptanmıştır. Analizler, yargısal kararların sıklıkla "mağdur suçlama" söylemi ürettiğini ve özellikle "namus" ile koruyucu erkeklik rolleri bağlamında ataerkil kodları hukuki alanda yeniden ürettiğini kanıtlamıştır. Sonuç olarak, haksız tahrik kurumunun nötr bir hukuk tekniği değil, toplumun adalet, onur ve toplumsal cinsiyet algılarının müzakere edildiği, çatıştığı ve yeniden üretildiği kritik bir sosyal ve ideolojik alan olduğu sonucuna varılmıştır.
Nedim Havle (Tue,) studied this question.