On dokuzuncu yüzyıl sonları ile yirminci yüzyıl başlarında, Çağatay Türkçesi ile Yeni Uygur Türkçesi arasında bir geçiş süreci olan dönem, Türkoloji çevrelerinde “Geç Dönem Çağatay Türkçesi”, “Son Dönem Çağatay Türkçesi” ve “Doğu Türkçesi” gibi farklı şekillerde isimlendirilse de son dönemde yapılan pek çok çalışmada “Doğu Türkçesi” teriminin daha yaygın bir biçimde tercih edildiği görülmektedir. Doğu Türkçesiyle dericilik, ayakkabıcılık, değirmencilik, aşçılık, marangozluk, çiftçilik, hayvancılık gibi meslekler üzerine pek çok eser (risale) yazılmıştır. Edebî kaygıdan ziyade konuşmaya dayalı yalın bir dille yazılan bu eserler Türkçenin söz varlığı, Türk kültürü ve dönemin toplumunun sosyal yapısı hakkında pek çok bilgiyi barındırmış ve bunların günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır. Doğu Türkçesiyle kaleme alınmış meslek risalelerinin bir türü de hayvancılık/malcılık/çobanlık anlamlarıyla kullanılan “çârvâdarçılık/ çârvâçılık” risaleleridir. Elinizdeki makalede Konya, Berlin, Lund ve Uppsala’da bulunan dört farklı “çârvâdârçılık risalesi” içerik ve söz varlığı bakımından ayrıntılı olarak karşılaştırılmış, bu risalelerin benzer ve farklı yönleri tespit edilmiştir. Ayrıca Uppsala Üniversitesi Kütüphanesi’ndeki (O Nov. 307) Çârvâdârçılık Risalesi’nin dil incelemesi gerçekleştirildikten sonra eserin yazım ve ses bilgisine ilişkin bazı notlar belirtilmiştir. Makalenin en son kısmında da ek hâlinde metnin çeviri yazısı ve günümüz Türkçesine aktarımı verilmiştir.
Enfel Doğan (Thu,) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: