Teknolojinin gelişmesi, hem suç işleme hem de suçla mücadele yöntemlerini önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu değişimin delil ve ispat hukuku alanında yarattığı en önemli sonuç, dijital delil kavramının ortaya çıkması ve ceza muhakemesi kanunlarında bu nitelikteki delillerin elde edilmesine yönelik koruma tedbirlerinin düzenlenmesi olmuştur. Ceza muhakemesinde dijital delillerin elde edilmesi için başvurulan tedbirlerin en sonuncusu, çevrimiçi aramadır. Çevrimiçi arama, yürütülen bir ceza soruşturmasında, şüphelilerin kullandığı bilgi teknolojisi sistemlerinde yer alan dijital delillerin onların haberi olmadan eş zamanlı olarak elde edilmesi için söz konusu sisteme teknik araçlar ile sızmak suretiyle uygulanan bir gizli koruma tedbiridir. Tedbir, şüpheli tarafından kullanılan bilgi teknolojisi sistemine sürekli ve sınırsız erişim sağladığı için uygulanması özel hayatın çekirdek alanına sürekli müdahaleyi de mümkün kılmakta; bu sebeple yapılan düzenlemelerde başvurulması sıkı koşullara bağlanmaktadır. Bu çalışmada, dijital delillerin elde edilmesi için farklı ülke hukuklarında giderek artan bir biçimde düzenleme alanı bulan çevrimiçi arama koruma tedbirinin Türk hukukunda düzenlenmesine gerek olup olmadığı, düzenlenecekse ne şekilde düzenlenmesi gerektiği, Alman Ceza Muhakemesi Kanunu m.100b’de söz konusu tedbire ilişkin yapılan düzenleme çerçevesinde incelenmektedir. Bu amaçla önce söz konusu düzenleme, koşulları, tedbirin ne şekilde uygulandığı incelenmiştir. Ardından tedbirin Türk hukukunda uygulanmasına gerek olup olmadığı, mevcut yasal düzenlemeler ve öğretideki görüşler çerçevesinde tartışılarak tedbirin Türk hukukunda düzenlenmesi gerektiği sonucuna varılmış, yapılacak bir düzenlemenin ne şekilde olması gerektiğine yönelik somut öneride bulunulmuştur.
No takes yet. Share an insight, caveat, or question.
Boyracı et al. (2026) studied this question.
Synapse has enriched 5 related papers. Consider them for comparative context: