Bu çalışma, Tek Parti dönemi Cumhuriyet Halk Partisi’nde kuvvetler birliği ilkesinin düşünsel kaynaklarını, siyasal gerekçelerini ve kurumsal karşılıklarını tarihsel-belgesel bir perspektifle ele almaktadır. Modern anayasal düşüncede kuvvetler ayrılığı siyasal iktidarın sınırlandırılması, denge-denetim mekanizmalarının kurulması ve bireysel özgürlüklerin korunmasıyla ilişkilendirilirken, erken Cumhuriyet’te kuvvetler birliği egemenliğin bölünmezliği, milli iradenin tekliği ve Meclis merkezliliği üzerinden meşrulaştırılmıştır. Çalışmada Nutuk, TBMM zabıtları, CHP kurultay tutanakları, parti programları ve tüzükleri birincil kaynaklar olarak değerlendirilmekte; bu metinler kuvvetler birliği/ayrılığı, milli egemenlik, kurucu iktidar ve parti-devlet bütünleşmesi temaları etrafında okunmaktadır. Çalışma, kuvvetler birliği anlayışının savaş ve kuruluş koşullarıyla ilişkili olmakla birlikte, erken Cumhuriyet’in kurucu egemenlik tasavvuru, Rousseaucu genel irade anlayışı ve Osmanlı’dan devralınan merkeziyetçi siyasal mirasla birlikte kavranması gerektiğini ileri sürmektedir. Mustafa Kemal’in meclis merkezli egemenlik yorumu, CHP programları ve kurultay tartışmaları bu tercihin farklı düzeylerde kurumsallaştığına işaret etmektedir. Çalışma ayrıca 1939-1950 dönemini, kuvvetler birliği ilkesinin bütünüyle terk edildiği bir kopuş evresi yerine, değişen iç ve dış koşullar karşısında daha temkinli bir siyasal dile taşındığı bir ara dönem olarak değerlendirmektedir.
No takes yet. Share an insight, caveat, or question.
Ergün et al. (2026) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: