Küresel sağlık sistemlerindeki kritik personel eksikliği ve artan lojistik yük, hastane operasyonlarını sürdürülemez hale getirerek otonom çözümleri stratejik bir gereklilik haline getirmektedir. Bu çalışma, hastane lojistiğinde otonom mobil robotların (AMR) teknik mimarisi ile klinik performansı arasındaki nedensel ilişkiyi incelemek için 2015-2025 yılları arasındaki literatürü PRISMA protokolü çerçevesinde sentezlemektedir. Veri heterojenliği nedeniyle, nitel bir sentez yöntemi benimsenmiş ve robotik sistemler "navigasyon, görev ve kinematik" eksenleri boyunca yapılandırılmıştır. Bulgular, altyapıya bağımlı araçlardan otonom sistemlere doğru teknolojik evrime rağmen, klinik ortamda "yüksek zeka, düşük entegrasyon" paradoksunun hakim olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle tahrik kinematiği (holonomik ve diferansiyel) ve yük güvenliği arasındaki mimari ödünleşmelerin klinik sonuçlar üzerindeki etkisi önemlidir. Bu incelemenin en çarpıcı bulgusu, yüksek teknik özerklik kapasitesine sahip robotların, Hastane Bilgi Sistemleri (HIS) ile derin entegrasyon kuramamaları nedeniyle iş akışından kopuk "dijital adalar" olarak kalmaları ve böylece personel üzerinde "görünmez bir iş yükü" oluşturmalarıdır. Sonuç olarak, çalışma, otonom robotların klinik değerinin artırılmasının tekil mühendislik iyileştirmelerine değil, standartlaştırılmış raporlama protokollerinin benimsenmesine ve teknolojinin kurumsal bir "altyapı bileşeni" olarak entegre edilmesine bağlı olduğunu kanıtlamaktadır.
Baykal et al. (Tue,) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: