Derrida’nın yapısöküm yöntemi ilk bakışta salt bir olumsuzlama felsefesi olarak alımlanır. Ancak incelemesi yapılan bu kitapta da Avrupa teması üzerinden takip edilebildiği üzere Derrida, sarkacın tek yönlü bir tarafına düşmek yerine olumlama ve olumsuzlama arasında “henüz” ortaya çıkmamış imkânların filozofudur. Çağdaş düşüncede Batı felsefesinin yapısökümüyle yer edinmiş filozof zaman zaman kendisini eleştirdiği felsefi geleneklerin içinde konumlar. Örneğin kendisini bir Aydınlanma insanı olarak da sunar bir yapısökümcü olarak da. Bu açıdan Derrida’nın Avrupa’da yakaladığı olanak ve umut kendisinin arada bir filozof olmasıyla değerlendirilebilir.Yazar bu kitapta Avrupa’nın krizini ve bu krize dair çözüm önerilerini felsefi bir hat izleyerek yorumlar. Derrida’nın arada konumlanışı “Avrupamerkezcilik ve Avrupamerkezcilik karşıtlığının ötesinde” resmedilir. Derrida’nın Avrupa’nın krizine dair eleştirel yorumu, Husserl ve Patocka ile kıyaslandığında daha anlaşılır olmaktadır. Filozof Avrupa’yı, miras olarak aldığı, sorumluluk hissettiği ve yeni imkânlar açacak bir beklenti olarak irdeler. Böylece mevcut gelenekle eleştirel yeni bir ilişki geliştirir. Kitabın son kısmında Simon Glendinning’le yapılan söyleşi, adı geçen filozofların ötesine geçen tartışmalar içerir. Glendinning, bir dünyanın Avrupalı olmasını anlamaya çalışan fenomenolojik bir öz araştırması peşinde olduğunu belirtir. Ayrıca 20. yy.’ın kriz değerlendirmelerinden önce eserin ilk bölümünde “Avrupa’ya dair” özet bir çerçeve sunulmuştur. Bu arka planın verilmesi de eserin tematik bir “Avrupa’nın serüveni” olarak okunabilirliğini artırıyor.
Tuğba Ekinci (Tue,) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: