Sosyal medya platformları, günümüzde bireylerin günlük yaşamlarının ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş ve hem bireysel hem de kitlesel iletişim aracı olarak öne çıkmaktadır. Bir endüstri haline gelen sosyal medya platformlarının kullanıcı sayısı dijital teknolojilerin bireysel kullanıcılar arasında yaygınlaşmasıyla birlikte her geçen gün artmaktadır. Öte yandan sosyal medya yalnızca eğlence, iletişim ve sosyalleşmeye hizmet etmemektedir. Sosyal medya platformları ticari, endüstriyel ve bilimsel alanlarda da önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Birçok kurum ve kişi için söz konusu platformlar birer tanıtım aracı olmaktadır. Sosyal medya platformlarının kullanıcı kitlesini özellikle genç kuşaklar oluşturmakta ve bu bireylerin bilgiye erişim, iletişim, kimlik inşası ve kendini ifade etme süreçlerinde sosyal medya platformları ile yoğun etkileşim içerisinde olduğu görülmektedir. Sosyal medyanın çok boyutlu doğası, sosyal, kültürel, psikolojik ve bilişsel açıdan olumlu ve olumsuz farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Sanat ve tasarım öğrencileri, sosyal medyada aktif kullanıcılar arasında görülmektedir. Dolayısıyla bu grup Sosyal medyanın kendine özgü baskısını en yoğun şekilde hisseden gruplardan biri olarak öne çıkmaktadır. Bu öğrenciler bir yandan eserlerini görünür kılmak, tanınırlık kazanmak ve profesyonel fırsatlar elde etmek için sosyal medya platformlarında aktif kalma gerekliliği duymakta diğer yandan sürekli içerik üretme ve trendleri takip etme baskısı altındadır. Bu durum, öğrencilerin sıklıkla bilişsel yorgunluk yaşamalarına ve yaratıcı potansiyellerini tam olarak ortaya koyamamaları sonucunu doğurmaktadır. Öte yandan, sosyal medyanın sanat ve tasarım alanındaki yaygın kullanımı, sanatsal üretim ve tüketim dinamiklerinde önemli değişimlere yol açmıştır. Sosyal medya, sanatsal akımların ve trendlerin küresel ölçekte hızla yayılmasını sağlarken, sanatın algılanma ve değerlendirilme biçimlerini de dönüştürmektedir. Örneğin dijital kolaj gibi yenilikçi yaklaşımlar günümüzde daha görünür hâle gelmiş ve birçok sanatçı eserlerini dijital ifade yöntemleriyle yeniden harmanlayarak yeni üretimler ortaya koymuştur. Bilişsel yorgunluk, uzun süreli zihinsel aktivite sonucunda ortaya çıkan ve motor veya bilişsel performansta düşüş ile karakterize edilen psikofizyolojik bir durum olarak tanımlanmaktadır. Bu süreç, bilhassa yorgunluk hissinde artış, görevi sürdürmede isteksizlik ve bilişsel performansta azalma ile kendini gösterir. Araştırmalar, bilişsel yorgunluğu prefrontal korteksteki bilişsel kontrol bölgelerinin aşırı kullanımı ile ilişkilendirmiştir. Bu durum, motivasyonel süreçler ile ilişkili olan yaratıcılığı olumsuz etkileyebilmektedir. Yaratıcılık ise literatürde insan düşüncesinin en karmaşık ve çok boyutlu yönlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla dijital teknoloji kullanımı ve bilişsel yorgunluk arasındaki ilişki modern araştırmaların önemli konularından biri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, sanat ve tasarım öğrencilerinde sosyal medya kullanımı, bilişsel yorgunluk ve yaratıcılık arasındaki ilişkileri incelemeyi ve farklı sosyal medya platformlarının bu değişkenler üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ayrıca sosyal medya kullanımının yaratıcı üretim süreçlerine etkisinin açıklığa kavuşturulmasının, yalnızca akademik bilgi birikimi açısından değil, öğrencilerin dijital çağda yaratıcılıklarını sürdürebilmeleri açısından da değer taşıdığı düşünülmektedir. Araştırma, nicel yöntemler ve ilişkisel tarama modeli kapsamında yürütülmüştür. Katılımcıların yaratıcı düşünme becerileri Bireysel Yaratıcılık Ölçeği ile öz değerlendirme yoluyla ölçülmüş, sosyal medya kullanım alışkanlıkları ve bağımlılık düzeyleri Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ve Beyin Sisi Ölçeği ile değerlendirilmiştir. Örneklem, Türkiye’deki vakıf ve devlet üniversitelerinin Güzel Sanatlar veya Sanat ve Tasarım Fakültelerinde öğrenim gören 196 lisans öğrencisinden oluşmaktadır (62,2% kadın, 37,8% erkek; yaş ortalaması = 20,5 ± 1,7). Çalışmaya katılan tüm öğrenciler devlet veya vakıf üniversitelerinde örgün eğitim görmektedir. Verilerim IBM SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Veri analizinde betimsel istatistiklerin ardından değişkenler arası ilişkiler korelasyon analizleri ile incelenmiş, bazı değişkenlerin diğerleri üzerindeki yordayıcı etkileri basit doğrusal regresyon analizleriyle değerlendirilmiştir. Analizler, bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığını ve modelin açıklayıcılık düzeyini (R²) ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca sosyal medya platformlarına göre bilişsel yorgunluk ve yaratıcılık puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Varyans homojenliği Levene testi ile sınanmış ve ihlal edildiği için post-hoc analizlerde Games-Howell testi kullanılmıştır. Korelasyon analizine göre, sosyal medya kullanımı ile bilişsel yorgunluk arasında pozitif ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r = .94, p < .001). Bilişsel yorgunluk ile yaratıcılık arasında ise negatif ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki gözlenmiştir (r = -.58, p < .001). Sosyal medya kullanımı ile yaratıcılık arasında da negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r = -.55, p < .001). Regresyon analizinde bilişsel yorgunluğun yaratıcılığı anlamlı ve negatif yönde yordadığı görülmüştür (B = -0.373, SE = 0.038, β = -0.580, t = -9.91, p < .001). Betimsel istatistikler, TikTok (M = 64.45, SD = 15.23) ve Instagram (M = 62.42, SD = 14.82) kullanıcılarının en yüksek bilişsel yorgunluk puanlarına sahip olduğunu, Pinterest kullanıcılarının ise en yüksek yaratıcılık ortalamasını gösterdiğini ortaya koymuştur. Instagram kullanıcılarının, YouTube kullanıcılarından anlamlı derecede daha yüksek bilişsel yorgunluk puanı aldığı saptanmıştır (p = .026). Pinterest kullanıcıları, öz bildirimlerine göre en yüksek yaratıcılık puanına sahip olmuş ve bu fark TikTok ve X kullanıcılarına kıyasla belirgin görülmüştür.
Öksüz et al. (Sat,) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: