Answers are grounded in this paper and cite their sources.
Analysis explores the consolidation of the Lukashenko regime through neo-Soviet state-building in Belarus.
1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Belarus, kısa bir demokratikleşme ve Batılılaşma sürecinin ardından, 1994′te Aleksandr Lukaşenko’nun devlet başkanı seçilmesiyle otoriter bir yönelime girmiştir. Lukaşenko’nun iktidarı, Sovyet dönemine ait idealize edilmiş bir paradigmanın benimsenmesiyle karakterize edilmiştir. Bu yaklaşım, Belarus’un devlet yapısı ve ulusal kimliği üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır. Lukaşenko, popülist bir liderlik sergileyerek kendisini halkın temsilcisi olarak konumlandırmış ve söylemlerini halkın günlük yaşamındaki zorlukları ele alacak şekilde biçimlendirmiştir. Bu durum, rejim ile toplum arasında, siyasi sadakate karşılık güvenlik ve ekonomik istikrarın sağlandığı bir toplumsal sözleşmenin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Rejimin konsolidasyonu, ekonomi, güvenlik ve sosyal politikaların “neo-Sovyet” ideolojinin temel ilkeleriyle bütünleştirilmesiyle sağlanmıştır. Bu yapısal özellikler nedeniyle, Batı’nın Belarus’u demokratik olmayan bir devlet olarak tasvir etmesinin, rejim desteği üzerindeki etkisi sınırlı kalmıştır. Bu durum, siyasi ve ekonomik yapıdaki tekelleşme, sosyal aktivizmin kısıtlanması ve siyasi baskının varlığı gibi unsurlarla açıklanabilir. Bu makale, Sovyet sonrası dönemde neo-Sovyet bir devlet inşasıyla otoriterleşen Lukaşenko rejiminin konsolidasyon sürecini, Michael Mann’ın “dört boyutlu iktidar teorisi” çerçevesinde analiz ederek söz konusu sürecin altında yatan koşul ve dinamikleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bu çalışma, Belarus’un mevcut siyasi yapısının nasıl oluştuğunu ve hangi mekanizmalarla sürdürüldüğünü anlamaya yönelik önemli bir katkı sunmaktadır.
No takes yet. Share an insight, caveat, or question.
Elterişhan ELÇİBEY (2026) studied this question.
Synapse has enriched 10 related papers. Consider them for comparative context: