Milletlerarası usûl hukukunda taraflar aralarında doğmuş ya da doğabilecek ihtilaflara dair hangi yargı merciinde/mercilerinde dava açabileceklerini önceden kararlaştırabilirler. Bu kararlaştırma işlemi yetki anlaşmaları ile yapılmaktadır. İrade muhtariyeti kapsamında yapılabilecek bu anlaşma esas sözleşmeden ayrı müstakil bir yetki anlaşması şeklinde yapılabileceği gibi esas sözleşmede yer alan bir yetki şartı ile de akdedilebilir. Doktrindeki baskın görüş uyarınca yetki anlaşması ne şekilde akdedilirse akdedilsin esas sözleşmeden bağımsız olarak nitelendirilmektedir. Dolayısıyla esas sözleşmenin yokluğu ya da geçersizliği iddiası ile yetki anlaşmasının geçersizliğinin ileri sürülmesi bağımsızlık ilkesi kapsamında engellenmekte ve yetki anlaşmasının geçerliliği esas sözleşmeden bağımsız olarak değerlendirilmektedir. Ancak kimi hâllerde esas sözleşmede yer alan geçersizlik hâllerinin yetki anlaşmalarına da sirayet edebilmesi mümkündür. Çalışma kapsamında bağımsızlık ilkesinin detaylı analizinin ardından bu gibi istisnaî hâller örnek mahkeme kararları ve doktrindeki görüşler çerçevesinde incelenecektir. Bağımsızlık ilkesinin yetki anlaşmalarına uygulanacak hukuka etkisi değerlendirilecek bir başka husustur. Esas sözleşmeye uygulanacak hukuk ile yetki anlaşmalarına uygulanacak hukuk arasındaki ilişki doktrindeki görüşler çerçevesinde ele alınacaktır. Bu bağlamda yetki anlaşmasına uygulanacak hukukun taraflarca açıkça kararlaştırılmadığı hâllerde esas sözleşmeye uygulanacak hukukun yetki anlaşmasına da uygulanması ya da yetki anlaşmasına uygulanacak hukukun bağımsız olarak lex fori’ye göre tespit edilmesi ve yetki anlaşması ile en sıkı ilişkili hukukun tespiti hususları üzerinde durularak yetki anlaşmalarının bağımsızlığı ilkesinin uygulanacak hukuk üzerindeki tesiri açıklanacaktır.
No takes yet. Share an insight, caveat, or question.
Adnan Doğan (2026) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: