Textual analysis uncovers definitional nuances of tevriye in classical Turkish literary rhetoric, indicating contextual semantic markers are vital for accurate stylistic interpretation.
Tevriye ve iham, başta klasik şiir olmak üzere, üslup çözümlemelerinde kullanılan terimlerdendir. Bu çalışma söz konusu terimler hakkında halen süren tartışmalara katkı sunmayı hedeflemektedir. Türkçe edebî sanatlar literatürünün farklı gelenekleri tevriye ve iham terimlerine de yansımıştır. Kimilerince “belagat ilimleri”, kimilerince “belagatte bir ekol” olarak nitelenen, Sekkâkî ve Kazvînî’nin gelişiminde öncü olduğu gelenek çalışmaya esas kabul edilmiştir. Bu geleneğe ait temel eserler ile şerh ve haşiyelerdeki açıklama ve tartışmalardan yararlanarak tevriye konusu ele alınmıştır. Makale, sanatın tanımı ve sınıflandırılması olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Esas alınan gelenekte tevriye ve iham terimleri aynı üsluba karşılık gelmektedir. Birden çok anlama eşit uzaklıkta olan sözlerin tevriye değil, icmal olarak adlandırıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca okuyucuyu yakın anlama sevkeden tereddüdün de dereceleri olduğu belirtilmektedir. Bunun tevriye örneklerinin yorumlanmasında dikkate alınması gereken bir husus olduğu düşünülmektedir. Çalışmada Türkçe literatürdeki bazı tevriye örneklerinin tariz kapsamına girdiği tespit edilmiştir. Sekkâkî ve Kazvînî’yi takip eden Türkçe literatürün bu gelenek haricinde de etkiler taşıdığı gözlenmiştir. Kimi belagat bilginlerince tevriyeye yeni türler ilave edilmesi bu durumun tezahürüdür. Ayrıca mücerred tevriyenin çok az kullanıldığı makalenin bulgularındandır. Dolayısıyla sanatın tahlilinde tür tespitinden çok metinde tevriyeli kelimenin uzak ve yakın anlamlarıyla ilişkili diğer sözlerin (terşih, tebyin, tehyie) belirlenmesi öne çıkması gereken bir yöntem olarak düşünülmektedir.
No takes yet. Share an insight, caveat, or question.
Ahmet Zahid DEMİRCİLER (2026) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: