Makale, yapay zeka ortamlarında algoritmik yanlılığı inceliyor, iletişimsel ve yapısal bir mesele olarak tanımlıyor.
Bu makale, algoritmik yanlılık tartışmalarını teknik hata, veri dengesizliği ve etik ihlal sınırlarının ötesine taşıyarak, yapay zeka aracılı iletişim ortamları bağlamında yeniden değerlendirmektedir. Harold A. Innis’in The Bias of Communication (1951) eserinde geliştirdiği iletişimin yanlılığı yaklaşımı ve medya ekolojisi geleneği temelinde çalışma, algoritmik sistemleri yalnızca taraflı veri işleyen teknik araçlar olarak değil, bilgi üretimini, dolaşımını, görünürlüğünü ve otoritesini belirli biçimlerde düzenleyen iletişim ortamları olarak ele almaktadır. Bu çerçevede yanlılık, yalnızca ayrımcı çıktı üretimiyle sınırlı olmayan, ortamın belirli bilgi biçimlerini öne çıkarma, bazılarını geri çekme ve kullanıcının bilgiyle kurduğu ilişkiyi yeniden örgütleme tarzı olarak kavramsallaştırılmaktadır. Makale özellikle büyük dil modellerine odaklanarak kaynak izlenebilirliğinin zayıflaması, çok sesli bilginin homojen çıktılara dönüşmesi, akıcılığın epistemik güven ve otorite izlenimi üretmesi, kişiselleştirme yoluyla görünürlük rejimlerinin kurulması, düşünmenin hızlı çıktı mantığına sıkışması ve geçmiş veriye dayalı örüntülerin avantajlı hale gelmesi gibi yapısal yanlılıkları tartışmaktadır. Bu tartışma, Innis’in zaman, mekan, bilgi tekeli ve denge kavramlarını çağdaş yapay zeka ortamlarına uyarlayarak, büyük dil modellerinin yalnızca içerik üretmediğini aynı zamanda bilgiye erişim biçimlerini, doğrulama pratiklerini, kaynakla kurulan ilişkiyi ve epistemik otorite anlayışını da dönüştürdüğünü göstermektedir. Sonuç olarak çalışma, algoritmik yanlılığı teknik bir sapmadan çok, yapay zeka ortamlarının kuruluş biçiminden doğan iletişimsel ve yapısal bir mesele olarak tanımlamakta ve Türkçe literatüre medya ekolojisi merkezli kuramsal bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
No takes yet. Share an insight, caveat, or question.
Ali Hasan HAMUT (2026) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: